2b için Düğmeye Basılıyor
2b için Düğmeye Basılıyor

 

 

 
Hükümet, orman niteliğini yitirmiş arazilerin satışına ilişkin 2B düzenlemesini önümüzdeki yıl başında yapılacak yerel seçimlere yetiştirmek istiyor. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, 10. Cumhurbaşkanı Sezer’den dönen 2B arazilerinin satışına ilişkin yeni çalışmayı önceki akşam Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AKP MYK’sında anlattı. 


MHP’nin önerisiyle alevlenen türbanı görüşmek üzere önceki akşam Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında olağanüstü toplanan AKP MYK’dan "2B sürprizi" çıktı. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den dönen 2B arazilerinin satışına ilişkin yeni çalışmayı anlattı.

TÜRBAN GİBİ AYRI PAKET: Hürriyet’in edindiği bilgiye göre, hükümet, orman niteliğini yitirmiş arazilerin satışına ilişkin 2B düzenlemesini önümüzdeki yıl başında yapılacak yerel seçimlere yetiştirmek istiyor.

 Bunun için de çalışmayı bu yıl yasalaştırmayı planlayan hükümet, bu düzenlemeyi yeni anayasa taslağına bırakmadan türbanla ilgili düzenleme gibi ayrı bir paket halinde Meclis’ten geçirmeyi tasarlıyor.

Erdoğan da, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Mersin başta olmak üzere büyük şehirlerde yüz binlerce aileyi yakından ilgilendiren bu çalışmanın bir an önce sonuçlandırılmasını istediği Eroğlu’ndan, buna ilişkin anayasa değişiklik önerisinin, gecekondu ıslahına ilişkin kentsel dönüşüme olanak sağlayacak bir şekilde kaleme alınmasını da istedi.

2 LÜKSEMBURG SATILACAK: MYK’da, 2B kapsamında satışa sunulacak, Lüksemburg’un 2, Singapur’un 6, Malta’nın ise 15 katı büyüklüğündeki orman niteliğini yitirmiş bu arazilerin kadostro sorunları da gündeme geldi. Eroğlu, kadostro çalışmalarının yüzde 95 oranında tamamlandığını söylerken, bazı MYK üyeleri ise eski tarihli kadostro işlemlerine ilişkin, "taşa ağaca göre kadastro yapılmış" endişeleri dile getirildi. Aynı MYK üyeleri, yapılan kadostro işlemlerinin yüzde 75’inin böyle olduğuna ilişkin değerlendirmelerini de Eroğlu’na aktırırken, Erdoğan’ın da talimatıyla, bu konuda bir gecikme yaşanmaması için satış süreciyle birlikte bir yandan da kadastro çalışmalarının yürütülmesi kararlaştırıldı.

25 MİLYAR DOLAR BEKLENİYOR: 25 milyar dolar gelir beklenen 2B satışından elde edilecek gelirin, kentsel dönüşüme de olanak tanıyacak şekilde geliştirilmesi durumunda bu gelirin daha da artabileceği değerlendirmeleri de yapıldı.

Bu durumda, büyük kentlerdeki 2B arazileri üzerine kurulu gecekondular yıkılıp, bunlara proje kapsamında yapılacak yeni yerleşim alanlarında uygun ödeme koşullarında ev verilecek. Boşaltılan 2B arazileri de imara açılıp gelir getirici projelere yöneltilecek. Antalya, Mersin, Balıkesir, Ankara, Adapazarı, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere bir çok ilde yaşanan 2B sorununun en fazla yaşandığı İstanbul’un Beykoz, Alemdağ, Ümraniye, Sultanbeyli başta olmak üzere bir çok ilçede dev 2B arazileri bulunduğu belirtiliyor.
 

Altın yumurtlayan tavuk 2-B İzlemek için tıklayınız.

29.01.2008

Hatırlayacaksınız geçtiğimiz hafta trafik sorununu masaya yatırıp olanı biteni sizlerle aktarmıştık. Bu hafta da neşteri elimize aldık ve 2-B sorununu ameliyata aldık. Neden bu konu diyeceksiniz çünkü Türkiye'de bu konuda en dertli il ne yazıkki Antalya...Orman vasfını yitirmiş araziler anlamına gelen 2-B...Çevrecilerin orman talanı olarak nitelendirdiği 2-B arazilerinin satışı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in vetosuyla gündemden düşmüştü ancak bu defa aynı bölgelerin yapılacak kanun değişikliğiyle satılması planlanıyor. Hükümet kasasını doldurmak, vatandaş ta yıllardır işlediği toprağın ve oturduğu evinin adam gibi tapusunu almak istiyor...İşte Ceyda Tanyeli'nin ikinci dizi röportajında Varan-1..

 2B yeniden meclise geliyor... Hükümet, 2-B olarak adlandırılan orman vasfını yitirmiş hazine arazilerinin satışı için yeniden harekete geçiyor.


Kafanız karışmasın tek tek anlatalım...

Önce 2-B'nin ne anlama geldiğini aktaralım sizlere..

2B, 6831 Sayılı Orman Kanunu'nun 2. Maddesi B Bendi için kullanılan bir kısaltma. Bu tabir, orman vasfını yitirmiş araziler için kullanılmakta.
Daha açık bir ifadeyle, orman vasfını yitirmiş, kadastro marifetiyle orman alanları dışına çıkartılmış, bir daha geri kazanılamayan ve ıslah edilemeyen araziler 2B olarak tanımlanıyor...

Peki 2B'ler nasıl oluştu?

Ülkemizde yaklaşık 7.5 milyon civarında orman köylüsü; orman içinde ve bitişiğinde bulunan ve sayısı 20 bin 293’ü bulan orman köyünde yaşamakta. Milli gelirden en az payı alan grupta yer alan bu vatandaşlar geçimlerini tarım-hayvancılık ve orman işçiliğinden temin ediyor. Tarım ve hayvancılık yaparak ormanla iç içe yaşamak mecburiyetinde olan gelir düzeyi düşük orman köylüsü mecburiyet karşısında ormandan açarak tarla, bağ, bahçe, mera yapmış ve orman içine yerleşmek durumunda kaldı. Bu durumu göz önüne alan anayasaysa; getirilen düzenlemelerle orman köylüsü için özel hükümler getirerek orman köylüsünün korunmasını sağladı.

Daha önce Anayasa değişikliği ile gerçekleştirilmeye çalışılan, ancak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in veto etmesi nedeniyle gündemden düşen 2-B’lerin, bu defa kanun değişikliği ile satılması planlanıyor. Çevre ve Orman Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı bürokratlarının bir süredir devam eden çalışmaları sonucunda, 2-B’lerin satışına dönük bir kanun taslağı da artık hazır durumda.

2B'nin çözümü için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan talimat verdi. Erdoğan'ın talimatı doğrultusunda; Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Çevre Bakanı Veysel Eroğlu ve önceki 2B düzenlemesini bürokrat olarak hazırlayan Milletvekili Nuri Uslu çalışmalara başladı. Düzenleme ya daha önce olduğu gibi yine Anayasa değişikliği şeklinde gerçekleştirilecek ya da yasal düzenleme olarak yapılacak. Konunun Şubat ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülmesi bekleniyor.

Orman vasfını yitirmiş arazilerin büyük bir bölümü rayiç bedeli yüksek illerde bulunuyor. Antalya'ysa bu illerin başında yeralıyor. Türkiye'de en çok 2-B arazi bulunan illerin başında yeralan Antalya'da 2007 yılı rakamlarına göre, 45 bin 548 hektar 2-B arazi bulunuyor. Kenti 39 bin 287 hektarla Mersin izliyor.

Hükümet neden 2-b sorununu çözmek için acele ediyor? Vatandaşın isteğine mi uyuluyor, yoksa kasa mı doldurulmak isteniyor? Vatandaş kimin dediğine inanacak, tapusuna ne zaman kavuşacak? Bu soruların cevaplarını dizi röportajımızın yarınki bölümünde izleyebilirsiniz..
Kameraman: HAKAN ÖZMENMuhabir: CEYDA TANYELİ

İzlemek için tıklayınız.Arkadaşına GönderBu Haber İçin Yorum YazabilirsinizHaberi Yazdır

İzleyemiyorsanız bilgisayarınıza MediaPlayer10 uygulamasını yükleyiniz.

 

Haber Hakında Yazılan Yorumlar..

 

 

TAPU İPTALLERİ.

29.01.2008 21:30:22

KEPEZ KÜTÜKÇÜDEKİ Resmi TC. TAPU SENEDİM İPTAL EDİLİLDİ VE 2 B ALANINA SOKULDU.YAZI DİZİNİZDE KEPEZDEKİ 26 BİN KİŞİYİ İLGİLENDİREN TAPU İPTLLERİ NİDE İŞLERSENİZ SEVİNİRİM.

Antalya köylüleri 2-B için TBMM'ye başvurdu

 

Antalya'nın Pınarbaşı Beldesi sakinlerinden çiftçi Ali Öztürk ve 1500 arkadaşı, kamu oyunda 2-B olarak bilinen orman vasfını yitirmiş arazilerin satışına imkan sağlayan yasal düzenlemeye destek verdi.

 

Ali Öztürk ve arkadaşlarının imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulan dilekçede, Antalya'da pek çok insanın arazisinin 2-B kapsamında olduğu ve bu yüzden de tapu alamadıkları belirtildi. ''Atalarımızın ekip, diktiği, sonrasında da bizlerin bu topraklardan geçimini sağlayarak, çocuklarını okutan, devletimize ürettiğimiz ürünler ile vergisini ödeyen kişileriz'' denilen dilekçede şu görüşlere yer verildi ''En büyük sıkıntımız, ekip-diktiğimiz toprakların tapusunun olmayışı... Arazilerimiz 2-B kapsamında. Onun için geleceğimizi planlayamıyoruz, devlete arazi vergisi ödeyemiyoruz. Devletin köylüye verdiği haklardan yararlanamıyoruz. Bizler, yüce Meclisimizin çıkaracağı 2-B kanununu gönülden destekliyoruz. Topraklarımızı, çok makul ve taksitlendirilmiş tarife ile satın almak istiyoruz. Bazı kesimlerin düzenlediği kampanyaları akıllı bulmuyoruz. Yıllardır aynı söylemi kullanıyorlar. Çözüm üretemiyorlar. Sadece Antalya'nın Pınarlı beldesindeki 2-B arazilerinden 20 bin kişi geçimini sağlıyor. Düşünün; Türkiye'de bizim durumumuzda kaç milyon kişi var?''

Rapora göre ülkede 2-B sorunu, en fazla Antalya’da yaşanıyor. Bu ilde orman vasfını kaybetmiş araziler 45 bin 548 hektarlık bir alana yayılıyor. Antalya’yı 39 bin 287 hektarla Mersin, 34 bin 887 hektar ile de Balıkesir izliyor. Ankara’daki 2-B arazi miktarı 31 bin 706 hektarı, Adapazarı’nda da 29 bin 643 hektarı buluyor. 2-B’ler İstanbul’da 18 bin 233 hektar, İzmir’de ise 14 bin 772 hektarlık bir alanı kaplıyor. Orman özelliğini yitirmiş arazilerin 22 bin 233 hektarlık bölümü üzerinde yerleşim yerleri bulunuyor. Bunların arasında İstanbul’daki bazı ilçeler de yer alıyor.

 

Özak: 2B sorununun çözülmesi gerekir

Yazı boyutunu büyütmek için             onclick="FontChange('Detail', '18px')" v:shapes="_x0000_i1033">

ANTALYA (İHA) - Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, 2 B'nin Türkiye'nin çözmesi gereken ekonomik ve sosyal sorunu olduğunu söyledi.
Bakan Özak, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 2007 Yılı Değerlendirme Toplantısı ve Eğitim Semineri'ne katıldı. Kundu'daki Kremlin Place Otel'de düzenlenen toplantıya Tapu ve Kadastro il müdürlerinin yanı sıra Antalya'da kamp yapan Güney Kore'nin FC Seul takımını çalıştıran Şenol Güneş de katıldı. Ayak tenisi oynarken asil tentonu kopan Güneş salona ayağı alçılı geldi. Özak da, Güneş'in sağ ayağındaki alçıya imza attı.
Seminerde konuşan Şenol Güneş, tapu ve kadastro deyince aklına dürüstlük ve ilkelik geldiğini söyledi. Nafiz Özak'ın bakan olmasından dolayı son derece mutlu olduğunu belirten Güneş, "18 yaşındayken beraber futbol oynadığım Nafiz Özak, hem arkadaşım hem takım kaptanım hem de sırdaşımdı" diye konuştu.
Tapu işlerini futbola benzeten Güneş, "Futbol ile tapu birbirine benziyor. Futbol gibi tapuda da alan ve zaman çok önemli. Alan ve zamanın çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Bunlar gerçekleştirilirse başarılı olunur" dedi.
2 B'nin son derece önemli olduğunu anlatan Faruk Nafiz Özak, sözlerine şöyle devam etti: "2 B, Türkiye'nin çözmesi gereken ekonomik ve sosyal sorundur. 2 B'nin Türkiye'ye 25 milyar dolar getireceği söyleniyor. Geçmiş yıllarda konunun çözümü için bir şeyler yapılmaya çalışıldı. Ama öyle gözüküyor ki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü olaya müdahale etmezse konu çözülemeyecek."
Özak, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nün tapu dağıtım törenlerinde vatandaşların tapularına kavuşmasından büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Tapusuz gayrimenkulü nikahsız bir eşe benzeten Özak, "Bir eşiniz var nikahsız, bir araziniz var tapusuz. İkisi birbirine çok benziyor. Düşününki nikahtaki o mutluluk, o keramet, tapuyu aldığınızda da size aynı şekilde mutlu ediyor" diye konuştu.
Döner sermayeyle ilgili sorunu çözmeye çalışacaklarını anlatan Özak, şunları söyledi: "Size borçlu olduğumuzu biliyoruz. Siz geçen yıl döner sermayeye 1,5 milyar YTL ve 400 milyon YTL'den fazla döner sermayeye katkı yaptınız. Biz bundan pay almak istiyoruz. Bunu da hak ettiğimizi düşünüyoruz. İnşallah çalışmalarımız sonunda bunu başaracağımızı düşünüyorum."
Konuşmaların ardından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü adına Antalya Valisi Alaaddin Yüksel tarafından Bakan Özak'a bir plaket verildi.
Toplantı çıkışında gazetecilerin sorularını cevaplayan Özak, Tapu Kadastro'nun giderek güvenilirlik derecesini artıran bir kurum olduğunu anlattı. Bakan Özak, döner sermaye ile ilgili bir soruya da şöyle karşılık verdi: "Çalışanlarımız

 

döner sermayeye çok katkıda bulunuyor. Döner sermayeden bu arkadaşlarımıza mutlaka hak ettikleri parayı vermemiz gerekiyor. Konu Bakanlar Kurulu'nda çok konuşuldu. Ama ülkemizde eşit işe eşit ücret konusunda bir sorun yaşanıyor. Bunu hükümetimiz düzeltmeye çalıştı.
Biliyorsunuz ilk defa Cumhuriyet tarihinde 219 bin geçici işçiye kadro verdik. Bu inanılmaz bir reform. İnşallah bu önemde Ulaştırma Bakanlığımızla beraber mevcut yasanın içerisinde bu döner sermayeden alınacak pay konusunda Tapu Kadastro çalışanlarının gecikmiş haklarını vereceğiz."
Bahşişle rüşveti birbirine karıştırmamak gerektiğini belirten Özak, sözlerini şöyle tamamladı: "Hukuki ve ahlaki olmayan her şeyin karşısındayız. Bunları savunamayız. Her meslek dalında, her yörede her çalışan kurumda, bir takım sorunlar olabilir. Bunları asgariye indirmek bizim görevimiz ve Türkiye'nin son 5 yılına bakarsanız daha da asgariye indireceğiz. Merak etmeyin. Kendi alanımızda yaptığımız çalışmalar var, her şeyi de açıklamak zor tabi. Evvela eğitimle. Bardağın dolu tarafına da bakmamız
gerektiğine inanıyorum."

2-B'lerin satışı tekrar gündeme geliyor


1 Ekim, 2007 11:39:00 (TSİ)

 

İlgili Haberler

Hükümet 2/B'yi yeniden gündeme aldı

Hükümetten orman seferberliği

Türkiye ormancılıkta nereye gidiyor?

"2-B gündemimizde değil"

Hükümet 2-B'leri satmakta kararlı

Çeşitli hükümetlerin programında yer alan, ancak Cumhurbaşkanı vetosu ve Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararlarıyla bir türlü uygulamaya konulamayan 'orman vasfını yitirmiş' arazilerin (2-B'ler) satışı, tekrar gündeme geliyor.

Çevre ve Orman Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı, 2-B'lerin satılmasına yönelik teknik çalışmaları yeniden başlattı.
 
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün de yer aldığı bu çalışmalar kapsamında, Çevre ve Orman Bakanlığı'nda bir de toplantı yapıldı.
 
Toplantıda, 2-B olarak belirlenmiş alanların tescilinin bir an önce tamamlanması, Anayasa ya da yasada yapılacak düzenlemelere paralel olarak da hak sahipliklerinin verilmesi için gerekli çalışmaların tamamlanması kararı alındı.
 
Çalışmalar kapsamında hazırlanan raporda da, 2-B'lerin durumu ayrıntılarıyla ortaya kondu.
 
2-B SORUNU
 
Raporda 2-B'ler, "31 Aralık 1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanlarının Hazine adına orman dışına çıkarılması uygulaması" olarak tanımlandı.
 
1945'de yürürlüğe konulan 4785 sayılı Kanunla bütün ormanların devletleştirildiğine dikkat çekilen raporda, bu şekilde vatandaşların tapulu ormanları yanında, bağ, bahçe ve tarlaları ile köy meraları, otlak, yaylak ve kışlakları, hatta yerleşim yerlerinin devlet ormanı sınırları içinde kaldığı vurgulandı.
 
Fiilen orman olmayan yerlerin de hukuken orman sayıldığı bu düzenlemenin halkın tepkisini çektiği kaydedilen raporda, "Bunun karşılığı olarak da başta yangın olmak üzere şiddetli bir orman tahribatı yapılmıştır. Daha sonra hatadan dönmek ve bu sahaları orman sınırları dışına çıkarabilmek için çareler aranmış, çeşitli anayasal ve yasal düzenlemeler yapılmıştır" saptamasında bulunuldu.
 
"Yanan yerlerde 2-B uygulaması yapılamaz"
 
Raporda, ilk uygulamanın başladığı 1974 yılından 2006 sonuna kadar bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş alanlardan 473 bin 419 hektarın, 2-B uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığı da bildirildi.
 
Orman kadastrosu tamamlandığında, orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin biteceğine de işaret edilen raporda, "Toplumun bazı kesimlerinin endişe ettiği gibi, orman yangınlarını 2-B uygulamaları ile irtibatlandırmak mümkün değil. Kanun gereği yanan ormanlarda 2-B uygulaması yapılamaz. Yanan orman sahaları üzerinde özel mülkiyet, özel tasarruf söz konusu olamaz" denildi.
 
Anayasa veya yasa ile düzenleme
 
Raporda, 2-B uygulamasına dönük mevzuat değişiklikleri ve Anayasa Mahkemesi kararları da tek tek irdelendi. Bir görüşe göre, bu sahaları değerlendirmek için herhangi bir Anayasa değişikliğine gerek olmadığı vurgulanan raporda, gelinen noktada, bütün kesimlerin problemin zaman içinde daha da ağırlaşacağına inandığı ve çözümsüzlüğün acilen ortadan kaldırılmasını istediği ifade edildi.
 
Eylemli orman durumundaki 2-B alanlarının tekrar ormana kazandırılmasında kararlı olunması gereğine dikkat çekilen Raporda, bu sahaların "otlak, yaylak ve kışlak alanları, tarımda kullanılan alanlar ve belediye, mücavir alan sınırları içinde kalanlar" şeklinde üçlü tasnife tabi tutulması konusunda mutabakat sağlandığı bildirildi.
 
Raporda, diğer mutabakat konuları da "2-B sahalarının değerlendirilmesi sonucu oluşacak kaynağın yeni orman kurmada ve orman köylülerinin kalkındırılmasında kullanılması ve bu konuda parasal ifadelerden kaçınılması" olarak ifade edildi.
 
Raporda, oluşturulan mutabakat çerçevesinde hem anayasanın 170'inci maddesinin değiştirilmesine, hem de orman köylülerinin kalkındırılmaları hakkında kanunda düzenleme yapılmasına dönük alternatif taslaklar hazırlandığı belirtildi.
 
Sorun çözülürse neler olacak?
 
Raporda, bu yerlerin nitelikleri doğrultusunda değerlendirilmesi halinde ortaya çıkacak olası kazanımlar da şu şekilde sıralandı
 
-Orman-halk ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen birçok mülkiyet sorunu çözülecek.
-Adli ve idari yargıdaki dava sayıları önemli ölçüde azalacak.
-Halen bu alanları fiilen kullanmakta olanlar, hak sahipliği konumunu elde edecekler ve usulsüz olarak kendi tasarruflarında bulunan yerlerin kanuni sahibi olacaklar.
-Hak sahipliği ile ilgili iş ve işlem süreçleri başlayacak ve bu durum ekonomiye bir canlanma getirecek.
-En önemlisi de mevcut haliyle kesinlikle orman vasfını kazanamayacak olan bu yerler, orman köylüsünün sosyo-ekonomik yönden kalkınmasında büyük bir katkı sağlayacak.
-Elde edilecek kaynaklar, ağaçlandırma, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi, yerinde kalkındırılmaları mümkün olmayan orman köylülerinin naklinde kullanılacak.
-Ülkemizin genel ekonomisine olumlu yönde katkı yapacak.
-Emlak ve diğer vergi gelirleri ile de Hazine'ye büyük bir katkı sağlanacak.
 
Üzerlerine şehirler kuruldu
 
Raporda, 2-B alanlarına dönük rakamlar ve fiili kullanım durumu da ortaya kondu. Buna göre ülkede 2-B sorunu, en fazla Antalya'da yaşanıyor. Bu ilde orman vasfını kaybetmiş araziler 45 bin 548 hektarlık bir alana yayılıyor.
 
Antalya'yı 39 bin 287 hektar ile Mersin, 34 bin 887 hektar ile de Balıkesir izliyor. Ankara'daki 2-B arazi miktarı 31 bin 706 hektarı, Adapazarı'nda da 29 bin 643 hektarı buluyor.
 
2-B'ler İstanbul'da 18 bin 233 hektar, İzmir'd eise 14 bin 772 hektarlık bir alanı kaplıyor. Orman özelliğini yitirmiş arazilerin 22 bin 233 hektarlık bölümü üzerinde yerleşim yerleri bulunuyor. Bunların arasında İstanbul'daki bazı ilçeler de yer alıyor.
 
Toplam 2-B arazilerinin yüzde 4.7'sini oluşturan yerleşim yerlerinin 6 bin 624 hektarı üzerinde ilçe, 8 bin 514 hektarı üzerinde belde, 7 bin 35 hektarı üzerinde de köyler yer alıyor.
 
Böylece 2-B'lerin yüzde 1.5'lik bölümünü köyler, yüzde 1.8'lik bölümünü beldeler, yüzde 1,4'lük"bölümünü de ilçeler oluşturuyor.
 
2-B'lerin geri kalan kısmındaki fiili kullanım da şu şekilde belirleniyor:
 
Sera alanı: 2 bin 365 hektar (Yüzde 0.5)
Narenciye alanı: 8 bin 41 hektar (Yüzde 1.7)
Zeytinlik, fındıklık, meyvelik, bahçelik v.b: 111 bin115 hektar (Yüzde23.5)
Diğer ekili alanlar: 294 bin 206 hektar (Yüzde 62.2)
Otlak, yaylak: 35 bin 419 hektar (Yüzde 7.4)

 

CNN Türk.com

Okuyucu Yorumları

 

  YORUM OKU

  1 / 1  

Toplam Yorum Sayısı : 5  

 

2b araziler

2b satışı yapılarak çifçilerin geleceği garanti altına alınmıştır takdir edmek lazım bu arazi satışlarına karşı çıkanlarıda bir türlü anlamıyorum siz ekmeğinizi çifçilerden yiyorsunuz unutmayın.

mehmet888

23.10.2007 22:27:58

gayet mantıklı!

bu olay bazı cevre kuruluslarının milletimizi gereksiz yere galeyana getirtiği gibi değildir bence!Çünkü; su anda zaten anılan yerlere bakarsanız orman demenin ne kadar gülünc oldugunu görürsünüz,mesela gebzenin tamamı,ömerli,reşadiye,şile vs.bunun gibi daha üzerinde ilçeler kurulu nice yerler!

pera_cent

12.10.2007 14:26:37

geç kaldınız

TEŞEKKÜRLER SATA SATA YAKINDA BİŞEY KALMIYCAK BAKALIM O ZAMAN NEYİ SATACAKSINIZ.

leopar06

02.10.2007 07:46:57

Çareleri varmı.

Devlete para getirecek bütün kuruluşlar satıldı.Bunları verimli hale getirmek daha akıllıcana işti.Şimdi Ya halka yönelecek cebindeki paranın bi kısmını almaya çalışacak yada satacak yeni şeyler bulacaklar....

McLaren

01.10.2007 12:29:03

Yazidan bir bölüm

"Olası kazanımlar" altında şu yazıyor : "Halen bu alanları fiilen kullanmakta olanlar, hak sahipliği konumunu elde edecekler ve usulsüz olarak kendi tasarruflarında bulunan yerlerin kanuni sahibi olacaklar." Türkiyeye hoş geldiniz.

AhmetA

01.10.2007 12:23:22

  1 / 1  

Üye girişi yaparak, yorum yazabilirsiniz.

 

 

7 Kasım, 2005 11:08:00 (TSİ)

 

İlgili Haberler

Hükümet 2/B'yi yeniden gündeme aldı

2-B'lerin satışı tekrar gündeme geliyor

Hükümetten orman seferberliği

Türkiye ormancılıkta nereye gidiyor?

"2-B gündemimizde değil"

Hükümet 2-B olarak adlandırılan 'orman vasfını kaybetmiş Hazine arazileri'nin satışı konusunda tekrar harekete geçiyor.

2-B'lerin satışı daha önce Anayasa değişikliği ile gerçekleştirilmeye çalışılmış, ancak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in vetosuna uğramıştı. Sezer'in veto gerekçesi, düzenlemenin ormanların katledilmesinin yolunu açabileceğiydi.
 
2-B'lerin şimdi kanun değişikliği ile satılması planlanıyor.
 
Çevre ve Orman Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı bürokratları 2-B'lerin satışı için bir kanun taslağı hazırladı.
 
'2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanunda Bazı Değişiklikler Yapılması ile 13 ve 18'inci Maddelerinin Yeniden Düzenlenmesine ve Orman Kanunu'nun 2'inci Maddesinde Değişiklik Yapımasına Dair Kanun Taslağı' 15 maddeden oluşuyor.
   
Henüz son şeklini almayan taslak, özellikle İstanbul ve Antalya gibi büyük merkezlerde üzerlerinde semt, mahalle, hatta ilçeler bulunan 2-B'lerin satışına imkan sağlıyor.
 
Taslakta yeralan temel hükümler şöyle: 

·   

RAKAMLARLA 2-B

Resmi verilere göre, ülkede orman vasfını kaybetmiş Hazine arazilerinin toplam büyüklüğü 473 bin hektar.


Bu araziler 4 milyar 730 bin metrekarelik veya 5 milyon 98 bin 467 dönümlük bir alanı kaplıyor.


2-B'ler özellikle İstanbul, Antalya, Balıkesir, Mersin, Muğla, Bolu, İzmir, Bursa gibi illerde yer alıyor.


İstanbul'da Sultanbeyli ve Ümraniye gibi ilçelerinin neredeyse tamamı bu tür yerlerin üzerinde kurulu. Sarıyer ve Beykoz'un bir bölümünü de yine orman niteliğini kaybetmiş Hazine arazileri oluşturuyor.


2-B'lerin buralarda evi, işyeri olanlara öncelik verilerek satılması halinde, en az 10 milyar YTL'lik bir gelir elde edileceği hesaplanıyor.

Orman kadastro komisyonlarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerler, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın talebi üzerine Hazine adına tescil edilecek. Bu yerler, tescille birlikte, Maliye Bakanlığı emrine geçecek.  

·  Orman içi köylülerinin yerleştirilmesi amacıyla orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tescil edilen yerlerden Çevre ve Orman Bakanlığı'nca uygun görülenler, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na tahsis edilecek.  

·  Getirilen hükümlere göre satışı yapılamayan taşınmazlar, genel hükümlere göre değerlendirilecek.  

·  Hak sahiplerine satıştan sonra arta kalan taşınmazların ne olacağı konusundaki boşluk da bu şekilde giderilecek.  

·  Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki taşınmazlardan, tekrar orman olarak değerlendirilmesi mümkün olanlar Maliye Bakanlığı'nca Orman Genel Müdürlüğü'ne tahsis edilecek.  

·  Bu yerlerden tekrar orman olarak ihya edilmesi (yeniden canlandırılması) mümkün olmayanlar, fiili işgal durumuna göre bölünerek Maliye Bakanlığı'nca rayiç değer üzerinden satılacak.  

·  Bu taşınmazlardan genel ve özel bütçeli kamu idarelerinin görecekleri hizmetler için gerekli olanlar, Defterdarlık ya da mal müdürlüklerinde bulunan ihale komisyonlarınca belirlenen bedelin, talepte bulunan idarece ödenmesi halinde bu kuruluşun tasarrufuna bırakılacak.  

·  Tasarrufa bırakılan taşınmazlar milli emlak birimlerince tahsisli mal gibi işleme tabi tutulacak. Satışı mümkün olmayan taşınmazlar ise, genel hükümlere göre değerlendirilecek.  

·  Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden belediye ve mücavir alan (yakın komşu) sınırları içindekiler hariç, fiili durumlarına göre bölünerek satılacak yer, yapı ve tesisleri kullananlardan satış işlemleri tamamlanana kadar ecrimisil alınmayacak. Orman niteliğini kaybetmiş arazileri kullananlardan ecrimisil alınması, 'bu arazilerin kullanılmasından doğan menfaatin para karşılığı taktiri' olarak ifade ediliyor.  

·  Satıştan elde edilen gelirler, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi için kullanılmak üzere Çevre ve Orman Bakanlığı Bütçesine özel ödenek kaydedilecek.  

·  Özel gelir ve özel ödenek kaydedilen miktarların önceki yıllarda kullanılmayan bölümü, ertesi yıl bütçesine devredilecek.  

·  2-B'lerin satışında rayiç bedel tespiti özel komisyonlarca gerçekleştirilecek.  

·  Orman kadastrosu yapılmış yerlerde, bir defadan fazla orman sınırları dışına çıkarma işlemi yapılamayacak.

"Sorunun çözülememesi işgalcilere yarıyor"  
 
Yeni düzenlemeye ilişkin yönetmelikler, kanunun yayım tarihinden itibaren altı ay içinde hazırlanacak.
    
Taslağın gerekçesinde, orman vasfını kaybetmiş arazilerden kira veya ecrimisil alınamadığı gibi, hak sahipliği belirlenmediği için işgalcilerin de tahliye edilemediği belirtiliyor.

Gerekçede sorunun çözümlenmemesinin sadece işgalcilere yaradığı kaydediliyor. Söz konusu alanlar için öngörülen değerlendirme yöntemleri ise şöyle:
 
Orman köylülerinin nakil ve yerleştirilmeleri: İstanbul'da işgaller sonucu oluşan yerler dikkate alınmazsa, bu yerler genellikle yerleşime uygun değil. Aradan geçen 22 yıla rağmen, bu konuda bir işlem de yapılmadı.

Tarım arazisinin değerlendirilmesi: Bu konuda ilk 12 yıl bir işlem yapılamadı, takip edilen yıllarda da önemli bir mesafe alınamadı.

Köy yapılarının değerlendirilmesi: Tarım arazisi için belirtilen kurallar, bu yerler için de geçerli.
 
Belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan yerlerin değerlendirilmesi: Bu yerler için de 22 yıldır hiçbir işlem yapılmadı.

 

 

 

 

2B arazileri yine gündemde
28.01.2008

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, 2B meselesini kafasına taktı bir kere... Ülke gündemine, türban meselesi yetmiyormuş gibi bir de  2B’yi taşıdı. Aslında Unakıtan’ı 2B meselesinde Maliye’nin kasasına girecek paralar ilgilendiriyor. Ya başbakan’ı? Başbakan’ı 2B’nin nesi ilgilendiriyor dersiniz? Başbakan’ı 2B’lerin sahibi olanların ilk yerel seçimlerde AKP’ye kazandıracakları oylar ilgilendiriyor. Bizim muhalefet uyuyadursun, Başbakan bir bakıma bu tür çıkışlarla yerel seçimlere hazırlanmaya başladığını gösteriyor.

Aslında 2B statüsüne girdiği iddia edilen ve üzerinde yapıları bulunan sözde hak sahiplerine satılması düşünülen bu orman alanları için hükümet çaktırmadan bir af getiriyor. Daha doğrusu ormanları açmak için yangın çıkaranlara, buraları tarlaya çevirenlere, ağaçları kesip kooperatif adı altına bina ve villa yapanlara bir af getiriyor.

Çocukluk yıllarımdan hatırlıyorum. Babam dededen kalma arsamız üzerine iki gözlü bir ev yapmıştı. Evin çatısında, kiremit altına koyduğumuz ağaçları da satın almıştı. Daha sonra ormancılar gelip kaçak ağaç kestiği gerekçesiyle babamı mahkemeye vermiş ve 1 yıla mahkum olmuştu. En önemlisi de her suç affa uğruyor, sadece vatana ihanet ve orman suçu affedilmiyordu. Sonradan çatıdaki mühürsüz ağaçları söktüler, ağacı kesen kişi yakalandığı için babam beraat etmişti.

Ya şimdi. Orman suçunun gene affı yok. Ama orman suçluları da ortada yok.

Hükümet 2B meselesini yeniden TBMM gündemine getirip, bu alanların satışına karar verirse, şu anda ellerini kollarını sallayarak ormanı katleden, yakan, ağaçlarını keserek suç işleyenler ödüllendirilecek ve orman arazisine yaptıkları kaçak yapıların gerçek sahibi olacaklar. Bunu sadece Antalya olarak düşünmeyin. İstanbul’da boğaza nazır lüks villaların  büyük bölümünün 2B durumdaki ormanlık alanlara yapıldığını da düşünün…

Yazık ki ne yazık…

 

 

Yeni belediyeler, yeni ilçeler…

1994 yerel seçimleri öncesinde Büyükşehir ilan edilen, daha sonra ilçe kurulması yerine alt kademe olarak 3 seçim bölgesine ayrılan Antalya’nın alt kademeleri ile civar beldelerinin 5 ilçe altında toplanması ve ilçe teşkilatlanmasına geçirilmesi için hazırlanan teklif Bakanlar Kurulu’na sunuldu.

“Yiğidi öldür, hakkını ver”, bu konuda Antalya Valisi Alaaddin Yüksel’in çabalarını kimse gözardı edemez. Şayet ilçe statüsü gerçekleşirse Vali Yüksel bu işin mimarı ilan edilmeli.

Ankara’dan ilk gelen bilgilere ve Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılan kanun teklifine göre Antalya merkezi 5 ilçeden oluşacak. Muratpaşa Belediyesi aynen korunurken, sınırları Sera Otel, Tedaş binası arasına çizilecek hattan oluşacak. Lara, Kundu, Aksu, Boztepe, Kurşunlu ve Topallı ise yeni ilçe olacak Çalkaya’ya bağlanacak. Kepez’e Varsak ve Pınarlı dahil edilirken, Konyaaltı’na sadece Doyran ilave edilecek. Yeşilbayır, Çığlık, Düzlerçamı Döşemealtı’na bağlanırken, buranın ilçe merkezinin de Yeşilbayır olması bekleniyor.

Bu yeni idari yapılanmanın birçok sorunun çözümünde yarar sağlayacağı, yetki ve sorumlulukların dağılımı ile çözümlerin daha da kolaylaşacağı ortada. Ancak benim burada naçizane bir önerim olacak. Koskoca yeni ilçeler oluşuyor. Bu ilçelere verilecek isimler çok önemli. Bu konuda o bölgede yaşayan insanların ve uzmanların görüşü mutlaka alınmalı, gerekirse anket yapılmalı. Yarın Muratpaşa için; insanları kuyuya atanı mıydı, deli miydi, iyi Murat mıydı, kötü Murat mıydı yakıştırması ve tartışması yapmayalım…

 

Çamkonak Köyü'nün tamamı 2B

Kocaeli'de orman vasfını yitirmiş 5 bin hektar arazinin 700 hektarı Kandıra sahillerinde bulunuyor. Kefken Köyü merkezinin yarısı, Çamkonak Köyü'nün tamamı 2B kapsamına giriyor


Kocaeli ili genelinde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesinin B fıkrası gereği orman olma vasfını yitirmiş arazinin miktarı yaklaşık olarak 5 bin 700 hektar. AKP hükümetinin 2B kapsamına giren arazilerin satışıyla ilgili yasası 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilmişti. Sezer ve Anayasa Mahkemesi tarafından veto edilen orman vasfını yitirmiş arazilerin satışı tekrar gündeme geliyor. Çevre ve Orman Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı, 2B'lerin satışına yönelik çalışma başlattı.

Çamkonak Köyü 2B
Kandıra sahillerinde 2B arazisi vasfında olan arazilerin toplamı yaklaşık 700 hektar civarında. En fazla sorun olan bölgelerin başında ise Kandıra'nın Çamkonak Köyü geliyor. Köyün tamamına yakın bölümü 2B kapsamında. Bunun yanı sıra turizm için yatırım bekleyen Kefken, Kumcağız ve Kerpe de 2B arazilerinin kıskacı altında. Öyle ki Kefken'in merkezinden geçen ana caddenin doğu kısmında kalan yerleşim yerinin tamamı 2B. Burada pansiyonlar, lokantalar, konutlar bulunuyor. Kefken'de eski orman kampının hemen dibinde 5 dönümlük ve üzerinde lüks villaların bulunduğu arazi bile 2B kapsamında. Kumcağız plajının hemen yanı başı, denize 25-30 metre mesafede olan bölge de 2B kapsamında. Kerpe'de ise merkezdeki çam ormanlarının 2B üzerinde yapıları olanların endişelerinin başında, yapılacak satışlarda arsa spekülatörleri tarafından arsalarının alınması geliyor. 

En fazla arazi Antalya'da 
Raporda, 2B alanlarına dönük rakamlar ve fiili kullanım durumu da ortaya konuldu. Buna göre ülkede 2B sorunu, en fazla Antalya'da yaşanıyor. Antalya'da 2B arazisi, 45 bin 548 hektarlık bir alana yayılıyor. Antalya'yı 39 bin 287 hektarla Mersin, 34 bin 887 hektarla da Balıkesir izliyor. Ankara'daki 2B arazi miktarı 31 bin 706 hektarı, Adapazarı'nda da 29 bin 643 hektarı buluyor. 2B'ler İstanbul'da 18 bin 233 hektar, İzmir'de ise 14 bin 772 hektarlık bir alanı kaplıyor.
Turgay ŞAHBENDEROĞLU

Rakamlarla 2B
Antalya          :45.548
Mersin           :39.287
Balıkesir        :34.887
Ankara          : 31.706
Adapazarı      : 29.643 
Muğla            : 29.138
İstanbul         : 18.233
Bolu               : 16.095
Samsun          : 15.290
İzmir              : 14.772
Kırklareli         : 14.757
Bursa            : 14.534
Kırıkkale         : 12.706
Adana           : 12.357
Zonguldak      : 10.910
Afyonkarahisar: 10.673
Gaziantep      : 9.960
Eskişehir       : 9.456
Burdur          : 8.363
Kocaeli         : 5 .700
Diğer            : 89.394
TOPLAM       : 473.419

07/11/2005

2-B yeniden geliyor


Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr

Hükümet, 2-B olarak adlandırılan “orman vasfını kaybetmiş Hazine arazilerinin” satışı için yeniden harekete geçiyor. 4 milyar 473 bin metrekarelik bir alanı kapsayan 2-B'lerin satışından 10 milyar YTL'lik bir gelir bekleniyor.

Daha önce Anayasa değişikliği ile gerçekleştirilmeye çalışılan, ancak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in veto etmesi nedeniyle gündemden düşen 2-B'lerin, bu defa kanun değişikliği ile satılması planlanıyor.

Çevre ve Orman Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı bürokratlarının bir süredir devam eden çalışmaları sonucunda, 2-B'lerin satışına dönük bir Kanun Taslağı hazırlandı. “2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanunda Bazı Değişiklikler Yapılması ile 13 ve 18. Maddelerinin Yeniden Düzenlenmesine ve Orman Kanunu'nun 2. Maddesinde Değişiklik Yapımasına Dair Kanun Taslağı” 15 maddeden oluşuyor.

ÖNCE HAZİNE ADINA TESCİL YAPILACAK

Söz konusu taslak, ilgili kuruluşlarla yapılacak değerlendirmelerin ardından son şeklini alacak, daha sonra da Başbakanlığa sevkedilecek.

Özellikle İstanbul ve Antalya gibi büyük merkezlerde üzerlerinde semt, mahalle, hatta ilçeler bulunan 2-B'lerin satışına olanak sağlayacak olan taslakta yeralan temel hükümler şöyle:

-Orman kadastro komisyonlarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerler, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın talebi üzerine Hazine adına tescil edilecek. Bu yerler, tescille birlikte, Maliye Bakanlığı emrine geçecek.

-Orman içi köylülerinin yerleştirilmesi amacıyla orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tescil edilen yerlerden Çevre ve Orman Bakanlığı'nca uygun görülenler, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na tahsis edilecek.

-Getirilen hükümlere göre satışı yapılamayan taşınmazlar, genel hükümlere göre değerlendirilecek.
Hak sahiplerine satıştan sonra arta kalan taşınmazların ne olacağı konusundaki boşluk da bu şekilde giderilecek.

İŞGAL DURUMUNA GÖRE BÖLÜNEREK SATILACAKLAR

-Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki taşınmazlardan, tekrar orman olarak değerlendirilmesi mümkün olanlar, Maliye Bakanlığı'nca Orman Genel Müdürlüğü'ne tahsis edilecek.

Bu yerlerden tekrar orman olarak ihya edilmesi mümkün olmayanlar, fiili işgal durumuna göre bölünerek, Maliye Bakanlığı'nca rayiç değer üzerinden satılacak.

Bu taşınmazlardan genel ve özel bütçeli kamu idarelerinin görecekleri hizmetler için gerekli olanlar, Defterdarlık ya da mal müdürlüklerinde bulunan ihale komisyonlarınca belirlenen bedelin, talepte bulunan idarece ödenmesi halinde, bu kuruluşun tasarrufuna bırakılacak. Tasarrufa bırakılan taşınmazlar, milli emlak birimlerince tahsisli mal gibi işleme tabi tutulacak. Satışı mümkün olmayan taşınmazlar ise, genel hükümlere göre değerlendirilecek.

-Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden, belediye ve mücavir alan sınırları içindekiler hariç, fiili durumlarına göre bölünerek satılacak yer, yapı ve tesisleri kullananlardan, satış işlemleri tamamlanana kadar ecrimisil alınmayacak.

SATIŞ GELİRİ ORMAN KÖYLÜSÜNE GİDECEK

-Satıştan elde edilen gelirler, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi için kullanılmak üzere Çevre ve Orman Bakanlığı Bütçesine özel ödenek kaydedilecek. Özel gelir ve özel ödenek kaydedilen miktarların önceki yıllarda kullanılmayan bölümü, ertesi yıl bütçesine devredilecek.

-2-B'lerin satışında, rayiç bedel tespiti özel komisyonlarca gerçekleştirilecek.

-Orman kadastrosu yapılmış yerlerde, bir defadan fazla orman sınırları dışına çıkarma işlemi yapılamayacak.

-Yeni düzenlemeye ilişkin Yönetmelikler, Kanunun yayımı tarihinden itibaren 6 ay içinde hazırlanacak.

İŞGALCİLER TAHLİYE EDİLEMİYOR

Bu arada Taslağın gerekçesinde, orman vasfını kaybetmiş arazilerden kira veya ecrimisil alınamadığı gibi hak sahipliği belirlenmediği için işgalcilerin de tahliye edilemediği vurgulandı.

Sorunun çözümlenmemesinin sadece işgalcilere yaradığı kaydedilen gerekçede, söz konusu alanlar için öngörülen değerlendirme yöntemleri şöyle sıralandı:

“-Orman köylülerinin nakil ve yerleştirilmeleri: İstanbul'da işgaller sonucu oluşan yerler dikkate alınmazsa, bu yerler, genellikle yerleşime uygun değil. Aradan geçen 22 yıla rağmen, bu konuda bir işlem de yapılmadı.

-Tarım arazisinin deerlendirilmesi: Bu konuda ilk 12 yıl bir işlem yapılamadı,takip edilen yıllarda da önemli bir mesafe kaydedilemedi.

-Köy yapılarının değerlendirilmesi: Tarım arazisi için belirtilen hususlar, bu yerler için de geçerlidir.

-Belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan yerlerin değerlendirilmesi: Bu yerler için de 22 yıldır hiçbir işlem yapılmamıştır.”

NE KADAR ALAN KAPLIYORLAR?

Devletin resmi verilerine göre, ülkede orman vasfını kaybetmiş Hazine arazilerinin toplam büyüklüğü 473 bin hektar olarak ölçülüyor. Bir başka ifadeyle, bu araziler 4 milyar 730 bin metrekarelik veya 5 milyon 98 bin 467 dönümlük bir alanı kaplıyor.

2-B'ler, özellikle İstanbul, Antalya, Balıkesir, Mersin, Muğla, Bolu, İzmir, Bursa gibi illerimizde yer alıyor.

İstanbul'da Sultanbeyli ve Ümraniye gibi ilçelerin neredeyse tamamı bu tür yerlerin üzerinde kurulu bulunurken, Sarıyer ve Beykoz'un bir bölümünü de yine orman niteliğini kaybetmiş Hazine arazileri oluşturuyor.
Ekonomi yönetimi, 2-B'lerin buralarda evi, işyeri olanlara öncelik verilerek satılması halinde, en az 10 milyar YTL'lik bir gelir elde edileceğini hesaplıyor.

 

 

ERDAL ÖNER DİYOR Kİ: http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=39989,2&tarih=16.05.2006

 

2B SORUNU MİHENK TAŞI

2B sorunu için ne yapıyorsunuz?

Bölgemizde herkes Konyaaltı ve Lara'da oturmak istiyordu şimdi Kepez'de oturmak isteyenleri görüyoruz. 4 bölge müdürümüz geçenlerde geldi bu mahalleden ev aldılar. Kepez'e doğru bir akış olmaya başladı. Bizim zaten bir sözümüz vardı. 5 yılın sonunda eğer Antalya'da yaşayan vatandaşlarımız iş yeri açmak için ve oturmak için Kepez'i tercih eder konuma getiremediysek biz görevimizi yapamamışız demektir. Bunu artık yavaş yavaş görüyoruz. Bu işin mihenk taşı 2 B sonunun çözülmesi gerekmektedir. Antalya'nın en önemli gerdanlığı olan Masa Dağı'nın problemini çözüldüğü anda herkes bu bölgede oturmak isteyecektir. 2B Sorunu çözümü için hem kendi parti milletvekillerimiz çözüm için uğraşmaktadır. Ben aynı zamanda CHP'li milletvekillerimizi de bu konuda katkı koymaya çağırıyorum. Burada parti ayrımı gözetmeksizin iktidar muhalefet bütün milletvekillerimizin 2 B probleminin çözülmesi için katkıda bulunmalarını ve problemin çözülmesi gerektiğini kanaatindeyim. Türkiye'ye en fazla 2 B ilgilendiren bölgesi Kepez'dir. Türkiye'deki 2 B problemini yüzde 11'i Kepez bölgesindedir. 2 B çözüldüğünde bu işten en fazla teşekkür alacak isim ise Sayın Genel Başkan Deniz Baykal'dır. CHP'li ve AK Partili milletvekilleridir. Çünkü Antalya'nın problemi çözülmüş olacaktır. Kepez gerçekten değişmiştir. Kepez artık kentleşmeye adım adım ilerlemektedir. 50 yıl sonrası Kepez için adımlar attık.

 

 

Kaynak: http://www.cevreorman.gov.tr/belgeler/2b.doc

 

6831 SAYILI  ORMAN KANUNU 2/B MADDESİ UYARINCA ORMAN SINIRLARI DIŞINA ÇIKARTILAN SAHALARLA İLGİLİ BİLGİ NOTU

 

 

 

         Ülkemizde yaklaşık 7.5 milyon civarında Orman Köylüsü; Orman içinde ve bitişiğinde bulunan ve sayısı 20293’ü bulan Orman Köyünde yaşamaktadır. Milli gelirden en az payı alan (yaklaşık yıllık 250-300 dolar civarında) grupta yer alan bu vatandaşlarımız geçimlerini tarım-hayvancılık ve orman işçiliğinden temin etmektedir.

 

         Tarım ve hayvancılık yaparak ormanla iç içe yaşamak mecburiyetinde olan gelir düzeyi düşük Orman Köylüsü mecburiyet karşısında Ormandan açarak tarla, bağ, bahçe, mera yapmış ve Orman içine yerleşmek durumunda kalmıştır.

 

         Bu durumu göz önüne alan Anayasalarımız; getirdikleri düzenlemelerle Orman Köylüsü için özel hükümler ihdas ederek Orman Köylüsünün korunmasını emretmektedirler.

 

2/B SAHALARI İLE İLGİLİ YASAL SÜREÇ

 

         İlk düzenleme 1961 Anayasasında yapılmıştır.  1961 Anayasasına paralel olarak Orman Kanununda ilk yasal düzenleme 1973 yılında yapılmış,1744 Sayılı Kanun çıkartılmış, 15.10.1961 tarihinden önce; bilim ve fen bakımından Orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanları ve yerleşim yerleri ile, Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen yerlerin  orman sınırları dışına çıkartılması hükmü getirilmiştir. Orman mevzuatında “2. madde uygulaması” çalışmalarına 1974 yılında başlanmıştır.

 

         Bilahare 1982 Anayasasının 169 uncu maddesinde Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından Orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerlerin Orman sınırları dışına çıkarılabileceğine dair hüküm bulunması sebebiyle; 6831 Sayılı Orman Kanununun 2 inci  maddesinde 2896 Sayılı Yasa ile değişiklik yapılarak, yukarıdaki şartları taşıyan yerlerin orman sınırları dışına çıkarılabileceğine dair hüküm getirilmiştir. Böylece 2/B uygulamasına başlanılmıştır.     

          

         Orman köylüsünün korunmasını emreden anayasamızın 170 inci maddesinde “ilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; Orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisinin kanunla düzenlenmesine” dair hüküm bulunması nedeniyle 6831 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde 2896 sayılı yasa ile değişiklik yapılarak yukarıdaki şartları taşıyan yerlerin orman sınırları dışına çıkarılabileceğine dair hüküm getirilmiştir. Böylece 2/A uygulamasına başlanmıştır. 

 

Anayasamızın 169 ve 170 inci maddelerinde ifade edilen amir hükümlerin kanunla düzenleneceğinin belirtilmesi üzerine 2924 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun” adı altında 20.10.1983 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 1991 yılına kadar ciddi bir uygulama yapılmamıştır.  1991 yılında Orman Bakanlığı  teşkilat yasası ile  Orman ve Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü yeniden kurularak, uygulamaya hız kazandırılmıştır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile protokol yapılmış, orman sınırları dışına çıkarılan bu yerlerin ÖNCELİKLİ KADASTRO’ları yapılarak, ifraz ve parselasyonlarının yapılması ve satışa hazır hale getirilmesine çalışılmıştır. Bu çalışmalar devam ederken Anayasa Mahkemesince 30.03.1993 gün 1992/48 E. 1993/14 Sayılı kararla “çıkarılan bu yerlerin Orman Köylüsünden başkasına satışının yapılması Anayasaya göre mümkün değildir.” Gerekçesi ile iptal edilmiştir.

 

Bu iptal üzerine ortaya çıkan hukuki boşluğun giderilmesi için Orman Bakanlığınca 30.10.1995 tarihinde 4127 Sayılı Kanun çıkartılmıştır. Bu yasa ile 2924 Sayılı Kanunda yapılan değişiklikle “Orman Köylüsü” tanımı getirilerek, uygulamaya hız kazandırılmış, Yasanın Yönetmeliği de çıkartılarak, 536 Köyde çalışma yapılmış, 6.701 Ha. yerin Orman Köylüsüne satışı ve tapularının verilmesi işlemi gerçekleştirilmiş, 2003 yılı itibariyle 49 trilyona yakın gelir elde edilmiştir.

 

Maliye Bakanlığı bu yerlerin Hazine adına çıkarılmış olması nedeniyle satışının da Bakanlıklarınca yapılması gerekçesi ile 29.06.2001 tarihli 4706 sayılı Kanun çıkartılarak yürürlüğe konmuştur. Bu Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra 2/B sahalarının satışıyla ilgili her türlü tasarruf yetkisi Maliye Bakanlığına geçmiştir.

 

 

 

         Söz konusu Yasanın;

 

         “ Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerler” başlıklı 3. Maddesinin birinci fıkrasında, “ 6831 Sayılı Orman Kanununun değişik 2.Maddesi ( B ) bendi gereğince Hazine adına Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz” hükmünün yer alması sebebiyle; 4706 Sayılı Yasanın 18.07.2001 tarihli ve 24466 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesinden sonra; bu yönden 2924 Sayılı Yasa uygulanabilirlik özelliğini kaybetmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 tarih 1997/19-665 E., 1997/1018 sayılı kararı da buna dairdir.

 

4706 Sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede “6831 Sayılı Kanunun değişik 2/B maddesi gereğince Hazine adına Orman Sınırları dışına çıkarılan yerlerin Maliye Bakanlığı uhdesine geçtiği, bu yerlerin satış işlemlerinin yapılabilmesi için yapılacak öncelikli kadastronun Maliye Bakanlığınca yaptırılacağı, imar uygulama ve mevzuatındaki kısıtlamalara tabi olmayacağı, bu yerlerin Harçlar Kanunundaki harca tabi değerinden az olmamak üzere rayiç bedeli üzerinden köylerde, varsa öncelikle kullanıcısı Orman köylüsüne, Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise kullanıcılarına doğrudan satılabileceği gibi aynı amaçla ilgili Belediyelere ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne devredilebileceğine dair hükümler yer almakta idi.

 

Ancak söz konusu bu 3. madde hakkında; Kanunun 18.Temmuz 2001 tarihinde yürürlüğe girmesini müteakip, Sayın Cumhurbaşkanınca Yürürlüğün Durdurulması ve iptali talebiyle Anayasa Mahkemesinde dava açılması üzerine; Mahkemece verilen ve 15.09.2001 tarih 24524 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.09.2001 tarih 2001/382E, 2001/8 sayılı kararla öncelikle Yürürlüğünün Durdurulmasına karar verilmiş, yine Mahkemenin 04.10.2002 tarih 24896 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 23.01.2002 tarih 2001/382 E., 2002/21 sayılı kararıyla da 3. madde tamamen iptal edilmiştir.    

 

Anayasa Mahkemesi iptal gerekçesinde; “Anayasanın 170. Maddesi; Orman Sınırları dışına çıkartılan yerlerin; ülke nüfusunun dörtte birine yakın bölümünü teşkil eden ve Orman içi ve bitişiğinde yaşayan Orman Köylüsünün kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi ve Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek ancak bu halkın yararlanmasına TAHSİS edilmesi gerektiğini Anayasa ile bu işlerin yapılması hususunun Devlete görev olarak yüklenmiş olduğunu, ülke nüfusunun dörtte birine yakın bölümünü teşkil eden, ancak sağlıksız biçimde ve düşük sosyo-ekonomik yapı içinde yaşayan Orman içi veya bitişiği köyler halkına, bilim ve fen bakımından orman olarak işletilmesinde hiçbir yarar görülmeyen yerlerin Devlet eliyle ihya edilerek yararlanılmak üzere tahsis edileceği, bu nedenle Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin yalnızca Orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesinin olanaklı olduğunu Anayasanın bu emredici kuralı nedeniyle yasa koyucunun, bu alanların kullanıcılarına veya başkalarına, hatta Orman içi köyler halkına satılmasını veya bu amaçla devredilmesini sağlayacak bir düzenleme yapmasının mümkün olmadığını; bu nedenle Hazine adına Orman Sınırları dışına çıkarılan yerlerin satışı ve bu amaçla devrini düzenleyen Maddenin Anayasaya aykırı bulunduğunu” belirtmiştir.

 

Bu  durumda ; 6831 sayılı  Orman Kanununun değişik 2/B maddesi  gereğince orman sınırları dışına çıkartılan bu yerlerin orman köylerine dahi satışı mümkün olmayıp; ancak  Tahsisi ve orman içi köyler  halkının nakli için kullanılması mümkün olabilecektir.    

 

6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesi (B) bendi uyarınca; “31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları orman sınırları dışına çıkarılır.” İfadesi doğrultusunda;

 

Orman Bakanlığınca 31/12/2002 tarihine kadar toplam 473.000 Hektar saha orman sınırları dışına çıkarılmıştır.

 

Orman sınırları dışına çıkartılan sahalardan ; 98.136 Hektar alanın dosyası kullanım kadastrosu yapılması için, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir.Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce 01/01/2001 tarihine kadar 43.962 Hektar alanın kullanım kadastrosu yapılmıştır.

 

Bu alanlardan 6.701 hektarlık  kısmı kullanıcısı orman köylüsüne satılarak 2003 yılı fiyatları ile 49 Trilyon TL. gelir  elde dilmiştir.

 

 

2/B sahalarının satış işlemleri  Anayasa Mahkemesinin önce yürütmeyi durdurma, bilahare de iptal kararı ile durdurulduğundan 2 yıla aşkın süredir hiçbir satış işlemi yapılamamaktadır.

 

 

Kırsal alandan göç eden kişiler özellikle bu tür alanlardan; Hazine arazilerini ve orman sahalarının bir bölümünü yerleşim yeri ve tarım alanı haline dönüştürmüşlerdir.

 

Halen bu yerlerde ikamet eden nüfusun yaklaşık bir milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu yerler üzerinde köyler, beldeler ve ilçeler oluşmuştur.

 

Bu sahaların yeniden orman olarak değerlendirilebilmesi mümkün görülmemektedir.

 

 Anayasa Mahkemesinin iptal kararında ise bu sahaların yalnızca orman köylüsüne tahsis edilebileceği belirtilmiştir. Ancak bir kısmı yerleşim alanı haline dönüşmüş olan bu alanlarda “orman köylüsü” tanımı içerisinde sayılabilecek nüfus da bulunmamaktadır. 

Bu araziler üzerinde halen mülkiyet ve sosyal problemler devam etmektedir. Bu kişiler kullandıkları arazilerle ilgili tasarruf haklarını kullanamamaktadırlar.

 

Ayrıca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan bu yerlerin, çoğu kez alınıp satılmış hatta birkaç defa el değiştirmiş olduğu bilinmektedir.

        

        

 2/B ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan bu yerlerin bir kısmı; orman köyü ile ilgisi olmayan kişilerin elinde bulunmaktadır. Çoğunluğu İstanbul, İzmir, Antalya ve Muğla gibi arazi rayiç değerinin yüksek olduğu illerde bulunmaktadır. Bugün için yaklaşık değeri 20-25 milyar dolar civarındadır. Bu alanlar mevcut haliyle kaderine terk edilemeyeceğine göre  sahip olduğu nitelikler çerçevesinde değerlendirilecektir.

 

Bu yerlerin nitelikleri doğrultusunda değerlendirilmesi durumunda;

-         Mülkiyet sorunları çözülecektir.

-         Adli ve İdari Yargıdaki dava sayıları önemli ölçüde azalacaktır.

-         Halen bu alanları fiilen kullanmakta olanlar hak sahipliği konumunu elde edecekler  ve usulsüz  olarak kendi tasarruflarında bulunan yerlerin kanuni sahibi olacaklardır. Böylece ormana bağımlılıkları azalacaktır.

-         Hak sahipliği ile ilgili iş ve işlem süreleri başlayacak ve bu durum ekonomiye bir canlanma getirecektir.

-         En önemlisi de mevcut haliyle kesinlikle orman vasfını kazanamayacak olan bu yerler orman köylüsünün sosyo-ekonomik yönden kalkınmasında büyük bir katkı sağlayacaktır.

-         Ülkemizin genel ekonomisine de olumlu yönde katkı yapacaktır. 

-         Ayrıca emlak ve diğer vergi gelirleri ile de Hazineye büyük bir katkı sağlanacaktır.

        

Bu nedenle Anayasanın 170. maddesinin değişmesine ihtiyaç hasıl olmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

2/B Maddesi Uygulaması Yapılan Alanların Satışının Yapılabilmesi

 Hakkında Değerlendirme

 

 

 

* 2001 Yılı sonu itibariyle 2/B maddesi uygulaması yapılan

 

-         Toplam alan  : 465.448 Ha.   (4.654.480.000 m2)’dir

-         Bu alanın m2’si 1 Dolardan (4.654.480.000 $)’dir.

 

* Toplam 2/B Alanının 11.530 Hektarında (115.300.000 m2) hak sahipliği ve bedel takdiri yapılmış olup, bu miktar 30 Trilyon TL’dir.

 

-         1998 – 2001 Yılları arasında yapılan satışlardan 14 Trilyon 700 Milyar     TL gelir elde edilmiştir.

 

 

 

 

6831 ve 3402 Sayılı Kanunlar Kapsamında Yapılan

2/B Uygulamalarının Bölge Müdürlükleri ve

Bağlı İllere Göre Dağılımını Gösterir Cetveldir.

 

 

 

 

Sıra No

Bölge Müd.

İl

2/B Uyg.(Ha)

1

Adana

Adana

12.357

 

 

Niğde

204

 

 

Nevşehir

18

 

 

Kayseri

29

 

 

Osmaniye

1.552

TOPLAM

14.160

2

Adapazarı

Adapazarı

29.643

 

 

Kocaeli

5.338

TOPLAM

34.981

3

Amasya

Amasya

3.602

 

 

Çorum

181

 

 

Samsun

15.290

 

 

Tokat

3.558

 

 

Sivas

50

 

 

Yozgat

1.412

TOPLAM

24.093

4

Ankara

Ankara

31.706

 

 

Çankırı

4.516

 

 

Kırıkkale

12.706

 

 

Kırşehir

254

TOPLAM

49.182

5

Antalya

Antalya

45.548

TOPLAM

45.548

6

Artvin

Artvin

41

TOPLAM

41

7

Balıkesir

Balıkesir

34.887

TOPLAM

34.887

8

Bolu

Bolu

16.095

TOPLAM

16.095

9

Bursa

Bursa

14.534

 

 

Bilecik

1.561

 

 

Yalova

1.768

TOPLAM

17.863

10

Çanakkale

Çanakkale

4.105

 

 

Edirne

4.122

TOPLAM

8.227

11

Denizli

Denizli

4.265

 

 

Uşak

2.769

TOPLAM

7.034

12

Elazığ

Elazığ

450

 

 

Bingöl

35

 

 

Bitlis

1.825

 

 

Hakkari

0

 

 

Malatya

2.645

 

 

Muş

2

 

 

Tunceli

28

 

 

Van

0

 

 

Şırnak

0

 

 

Mardin

0

 

 

Batman

0

 

 

Siirt

35

 

 

Diyarbakır

135

TOPLAM

5.155

13

Erzurum

Erzurum

0

 

 

Erzincan

0

 

 

Ağrı

0

 

 

Kars

0

 

 

Ardahan

0

 

 

Iğdır

0

TOPLAM

0

14

Eskişehir

Eskişehir

9.456

 

 

Afyon

10.673

TOPLAM

20.129

15

Giresun

Giresun

50

 

 

Ordu

956

TOPLAM

1.006

16

Isparta

Isparta

3.174

 

 

Burdur

8.363

TOPLAM

11.537

17

İstanbul

İstanbul

18.233

 

 

Kırklareli

14.757

 

 

Tekirdağ

2.991

TOPLAM

35.981

18

İzmir

İzmir

14.772

 

 

Manisa

6.848

TOPLAM

21.620

19

Kastamonu

Kastamonu

2.131

TOPLAM

2.131

20

K.Maraş

K.Maraş

5.737

 

 

Hatay

3.856

 

 

Gaziantep

9.960

 

 

Adıyaman

1.860

 

 

Şanlıurfa

50

TOPLAM

21.463

21

Mersin

Mersin

39.287

TOPLAM

39.287

22

Muğla

Muğla

29.138

 

 

Aydın

5.135

TOPLAM

34.273

23

Trabzon

Trabzon

1.005

 

 

Rize

14

 

 

Gümüşhane

12

 

 

Bayburt

6

TOPLAM

1.037

24

Zonguldak

Zonguldak

10.910

 

 

Bartın

1.014

 

 

Karabük

2.620

TOPLAM

14.544

25

Kütahya

Kütahya

5.152

TOPLAM

5.152

26

Konya

Konya

4.895

 

 

Aksaray

512

 

 

Karaman

826

TOPLAM

6.233

27

Sinop

Sinop

1.760

TOPLAM

1.760

GENEL TOPLAM

473.419

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2/B SAHALARININ İLLERE GÖRE DAĞILIMI

 

 

İLİ

2-2/B Sahası (m²)

ADANA

12.357

ADAPAZARI

29.643

ADIYAMAN

1.860

AFYON

10.673

AMASYA

3.602

ANKARA

31.706

ANTALYA

45.548

ARTVİN

41

AYDIN

5.135

AKSARAY

512

BALIKESİR

34.887

BARTIN

1.014

BİLECİK

1.561

BİNGÖL

35

BİTLİS

1.825

BOLU

16.095

BURDUR

8.363

BURSA

14.534

BAYBURT

6

ÇANAKKALE

4.105

ÇANKIRI

4.516

ÇORUM

181

DENİZLİ

4.265

DİYARBAKIR

135

EDİRNE

4.122

ELAZIĞ

450

ESKİŞEHİR

9.456

GAZİANTEP

9.960

GİRESUN

50

GÜMÜŞHANE

12

HATAY

3.856

ISPARTA

3.174

İSTANBUL

18.233

İZMİR

14.772

KAHRAMANMARAŞ

5.737

KARABÜK

2.620

KARAMAN

826

KASTAMONU

2.131

KIRIKKALE

12.706

KIRKLARELİ

14.757

KIRŞEHİR

254

KOCAELİ

5.338

KONYA

4.895

KÜTAHYA

5.152

KAYSERİ

29

MALATYA

2.645

MANİSA

6.848

MUĞLA

29.138

MUŞ

2

MERSİN

39.287

NİĞDE

204

NEVŞEHİR

18

ORDU

956

OSMANİYE

1.552

RİZE

14

SAMSUN

15.290

SİNOP

1.760

SİVAS

50

SİİRT

35

Ş.URFA

50

TEKİRDAĞ

2.991

TOKAT

3.558

TRABZON

1.005

TUNCELİ

28

UŞAK

2.769

YALOVA

1.768

YOZGAT

1.412

ZONGULDAK

10.910

TOPLAM

473.419

 

 

2-B satışı yeniden gündemde

(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )

Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

Çeşitli hükümetlerin programında yer alan, ancak Cumhurbaşkanı vetosu ve Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararlarıyla bir türlü uygulamaya konulamayan ‘orman vasfını yitirmiş’ arazilerin satışı tekrar gündeme geliyor.

Çevre ve Orman Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı, 2-B’lerin satılmasına yönelik teknik çalışmaları yeniden başlattı. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün de yer aldığı bu çalışmalar kapsamında, Çevre ve Orman Bakanlığında bir de toplantı yapıldı.

 

Toplantıda, 2-B olarak belirlenmiş alanların tescilinin bir an önce tamamlanması, Anayasa ya da yasada yapılacak düzenlemelere paralel olarak da hak sahipliklerinin verilmesi için gerekli çalışmaların tamamlanması kararı alındı. Çalışmalar kapsamında hazırlanan raporda da, 2-B’lerin durumu ayrıntılarıyla ortaya kondu.

‘ARAZİLER SAHİPSİZ KALDI’
2-B uygulamasının bağ, bahçe ve tarlalar ile köy meralarının, otlak, yaylak ve kışlakların yıllar sonra gerçek vasıflarına uygun kullanılmasını sağlama amacı güttüğü belirtilen raporda, şu görüşlere yer verildi:

*2-B, Hazine’ye parasal kaynak bulmak girişimi değildir. Ülke genelinde 2-B uygulamasına konu alanlar, toplumun her kesimi tarafından kullanılmakta olup, bu alanların şu an içinde bulunduğu hukuki boşluktan kurtarılarak, yasal bir zemine oturtulması toplumun ortak beklentisidir.

*2-B alanlarında kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesisler, otlak, yaylak, kışlak, mera, mezarlık ve yerleşim yerleri de bulunmaktadır. Devlet, buralara her türlü alt yapıyı getirmekle, gizli kabulünü ifade etmiştir. Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bu araziler sahipsiz kalmıştır. Vatandaşlar bundan yararlanarak, bu arazileri hiçbir bedel ödemeden kullanmaktadırlar

‘YANAN YERLERDE 2-B UYGULAMASI YAPILAMAZ’
Orman kadastrosu tamamlandığında, orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin biteceğine de işaret edilen raporda, “Toplumun bazı kesimlerinin endişe ettiği gibi, orman yangınlarını 2-B uygulamaları ile irtibatlandırmak mümkün değil. Kanun gereği yanan ormanlarda 2-B uygulaması yapılamaz. Yanan orman sahaları üzerinde özel mülkiyet, özel tasarruf söz konusu olamaz” denildi.

ALTERNATİF TASLAKLAR HAZIR
Raporda, 2-B uygulamasına dönük mevzuat değişiklikleri ve Anayasa Mahkemesi kararları da tek tek irdelendi. Bir görüşe göre, bu sahaları değerlendirmek için herhangi bir Anayasa değişikliğine gerek olmadığı vurgulanan raporda, gelinen noktada, bütün kesimlerin problemin zaman içinde daha da ağırlaşacağına inandığı ve çözümsüzlüğün acilen ortadan kaldırılmasını istediği ifade edildi.

Raporda, oluşturulan mutabakat çerçevesinde hem Anayasanın 170’inci maddesinin değiştirilmesine, hem de Orman Köylülerinin Kalkındırılmaları Hakkında Kanun’da düzenleme yapılmasına dönük alternatif taslaklar hazırlandığı belirtildi.

SORUN ÇÖZÜLÜRSE NELER OLACAK ?
Raporda, bu yerlerin nitelikleri doğrultusunda değerlendirilmesi halinde ortaya çıkacak olası kazanımlar da şu şekilde sıralandı:

*Orman-halk ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen birçok mülkiyet sorunu çözülecek.
*Adli ve idari yargıdaki dava sayıları önemli ölçüde azalacak.
*Halen bu alanları fiilen kullanmakta olanlar, hak sahipliği konumunu elde edecekler ve usulsüz olarak kendi tasarruflarında bulunan yerlerin kanuni sahibi olacaklar.
*Elde edilecek kaynaklar, ağaçlandırma, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi, yerinde kalkındırılmaları mümkün olmayan orman köylülerinin naklinde kullanılacak.

ÜZERLERİNE ŞEHİRLER KURULDU
Raporda, 2-B alanlarına dönük rakamlar ve fiili kullanım durumu da ortaya kondu. Buna göre ülkede 2-B sorunu, en fazla Antalya’da yaşanıyor. Bu ilde orman vasfını kaybetmiş araziler 45 bin 548 hektarlık bir alana yayılıyor. Antalya’yı 39 bin 287 hektar ile Mersin, 34 bin 887 hektar ile de Balıkesir izliyor.

Ankara’daki 2-B arazi miktarı 31 bin 706 hektarı, Adapazarı’nda da 29 bin 643 hektarı buluyor. 2-B’ler İstanbul’da 18 bin 233 hektar, İzmir’de ise 14 bin 772 hektarlık bir alanı kaplıyor.

Orman özelliğini yitirmiş arazilerin 22 bin 233 hektarlık bölümü üzerinde yerleşim yerleri bulunuyor. Bunların arasında İstanbul’daki bazı ilçeler de yer alıyor.

Toplam 2-B arazilerinin yüzde 4.7’sini oluşturan yerleşim yerlerinin 6 bin 624 hektarı üzerinde ilçe, 8 bin 514 hektarı üzerinde belde, 7 bin 35 hektarı üzerinde de köyler yer alıyor. Böylece 2-B’lerin yüzde 1.5’lik bölümünü köyler, yüzde 1.8’lik bölümünü beldeler, yüzde 1.4’lük bölümünü de ilçeler oluşturuyor.

 

kaynak:ntvmsnbc

İş dünyası, kağıt üzerinde orman olarak gözüken, ancak üstünde şehirlerin yükseldiği arazilerin satılarak, ekonomiye kaynak sağlanmasından yana.

·  FATMA ÇİFTÇİ / İSTANBUL
Orman vasfını yitirmiş arazilerin satışını öngören ve 2B kanunu olarak adlandırılan kanun yeniden gündeme gelirken, iş dünyası bu konuda hükümete destek verdi. 2003 yılında Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen kanunun iyi anlatılamadığını düşünen hükümet, kanunun tedirginlik yaratan bölümlerinde değişiklik yaparak Meclis'e getirecek. Hükümet ekonomiye 25 milyar dolarlık bir kaynak yaratmayı hedeflerken, iş dünyası da bu kaynağın görmezden gelinemeyeceği görüşünde birleşiyor.

İş adamları, büyükşehirlerde yıllardır büyüyen imarsız yapılaşmanın herkes tarafından bir sorun olarak kabul edildiğini, ancak çözümün şekli konusunda anlaşmaya varmak gerektiğine dikkat çekiyor. Kağıt üstünde orman olarak gözüken arazilerde yıllardır şehirlerin yükseldiği vurgulanırken, kanunun vatandaşın tapu sorununu çözerken, ekonomiye de -şu anda uyuyan 25 milyar dolar gibi- dev bir kaynak aktarılabileceğini kaydediyor.

2B ekonomi için fırsat

İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük, acil kaynağa ihtiyaç duyulan ortamda, 2B'nin çok önemli bir fırsat olduğunu, kanunun tedirginlik yaratan kısımlarının giderilebileceğini söyledi. Anadolu Grubu İcra Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan da, orman vasfını yitirmiş, üzerine şehirler kasabalar kurulmuş yapılaşmanın görmemezlikten gelinemeyeceğini vurgularken, 2B kanunu için "Bu uygulamayla hem gelir sağlanır, hem de vatandaşın problemi çözülür. Ayrıca, Anayasa'ya bir madde ilave edilerek bundan sonra bir daha af çıkarılamayacağı taahhüt edilir" dedi. MÜSİAD Başkanı Ömer Bolat, işgal edilmiş arazilerin orman köylüsüne öncelik tanıyacak şekilde satışından elde edilecek büyük kaynağın yanısıra, emlak ve diğer vergi gelirlerinin de hazineye büyük bir katkı sağalayabileceğini belirterek "Mülkiyet sorunları da çözüleceği için adli ve idari yargının yükü de hafifleyecektir" diye konuştu.

Konuya sanayi tesisleri ve istihdam yönünden bakan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise, fiilen orman olmayan araziler üzerinde 5 bin sanayi tesisinin kurulu olduğunu, tapu sorunu çözülmediği için bu tesislerin kredi alamayıp, istihdamı da artıramadığını vurguladı.

Türkiye'nin kaçamayacağı gerçeklerin Cumhurbaşkanına iyi anlatılması gerektiğini belirten Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı ise, zaten işgal altında olan arazilerden elde edilen kaynağın ülkeyi borç yükünden kurtarabileceğini kaydetti. Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün de, orman gözüken yerlerde bugün binalar, iş merkezleri, sanayi siteleri, fabrikalar olduğunu anlattı ve, "Bunları yıkmak mümkün değil, bari parasını alalım" diye konuştu. Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan ise, gasp edilmiş olan kamu arazilerini kullanan kimse, devletin ondan parasını tahsil etmesi gerektiğini vurguladı.

Hükümet cephesinde ise, konunun uzmanlarıyla görüşmeler sürerken, Orman Bakanı Osman Pepe, üniversiteler, yüksek yargı başkanları ve sivil toplum örgütleriyle çözümün şeklini belirleme yönünde çalışıyor. Bu arada 2B kanunun 21-24 Şubat tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek olan Çevre ve Ormancılık Şurası'nda her yönüyle ele alınması bekleniyor.

2-B Nedir?

6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesinin B bendini düzenlediği için 2 B olarak adlandırılan kanun kapsamına, orman vasfını yitirmiş 473 bin hektarlık arazi ve 400 binden fazla bina giriyor. Başta İstanbu- Sultanbeyli, Çavuşpaşa, Muğla-Dalaman, Antalya-Kepez, Bursa Sanayi Sitesi olmak üzere 2B alanı üzerinde, yerleşim yeri barındıran bölgelerdeki binalarda, yaklaşık 2,5 milyon kişi yaşıyor. Kanun, orman arazisi olarak görülen bu bölgelerde, 1981 yılından önce yapılmış binaların kullanıcılarına satışını öngörüyor.

MÜSİAD Başkanı Dr. Ömer Bolat: İşgalciler, ciddî rantlar elde ediyor

"Yasal boşluk sebebiyle işgalci durumundaki kişiler, devlete hiç bir katkı sağlamadan milyarlarca dolarlık orman vasfını yitirmiş bu arazileri kullanmakta ve ciddi rantlar elde etmektedirler. En mantıklı çözüm, 2-B kapsamındaki orman niteliğini yitirmiş arazilerin orman köylüsüne ve ağaçlandırmaya ayrılacak payın artırılmasını da içeren bir "orta yol" bulunarak satılmasıdır. Bu arazilerin orman köylüsüne öncelik tanıyacak şekilde satışından 20-25 milyar dolar kazanmanın mümkün olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca bu arazilerin satışından elde edilecek emlak ve diğer vergi gelirleri de hesaba katıldığında hazineye büyük bir katkı sağlanabileceği gibi, aynı zamanda mülkiyet sorunlarının da çözülmesi sonucunu doğuracağından, adli ve idari yargının yükü de hafifleyecektir. 2-B'lerin satışında haklı bazı çekinceler olmakla birlikte, işgalin bu şekilde devamının kamu vicdanını rahatsız ettiği de gözardı edilmemelidir. Bu kadar büyük bir kaynağın ekonomiye kazandırılması, Türkiye'ye, deyim yerindeyse 'çağ atlatır'. Ancak, bu yasanın çıkabilmesi ve beklenen sonucun alınabilmesi için hükümet, konuyla ilgili her türlü hesabı detaylı bir şekilde yapmalı ve elde edilebilecek kazanımları açık ve net olarak ortaya koymalıdır. Böylece kamuoyu ve ekonomik-sosyal partnerler ikna edilmelidir. Ayrıca, ülkemizin tabiat yapısını bozacak, çevre sorunları ve tehdidine yol açacak uygulamalara karşı her türlü yasal tedbiri almalı, bu yola başvuracaklar için ağır cezalar getirilmesi gerekmektedir.

ATO Başkanı Sinan Aygün: Yıkamıyorsan, bari parasını al

"Orman vasfını yitirmiş yerlere üç-beş katlı binalar, sanayi siteleri, fabrikalar, iş merkezleri yapılmış ama hala bunlar orman olarak gözüküyor. Bunları yıkmak etik ve ekonomik açıdan da uygun değil. Bunları yıkamıyorsun, yıktıramıyorsun, bari parasını al. O konutun değeri neyse o değerden parasını tahsil et. Buraya hizmet götürmüşsün, asfaltı, elektriği, suyu her türlü imkanı var. Biz ormanları alıp, ağaçları kesin ve villa yapın demiyoruz ki. Ağaç yok, bina bitmiş, aradan 25 yıl geçmiş. 2B yasasının çıkmasını istemeyenler bunların üzerinde gayrimenkulleri, fabrikaları olanlardır. Nasıl olsa buraları aldık, yıllardır bedava oturuyoruz, diyenlerdir. Çok büyük bir kaynak yatıyor. Hükümeti bu konuda sonuna kadar destekliyoruz. Çünkü orada herkesin hakkı var."

ASO Başkanı Zafer Çağlayan: Devlet, Züğürt Ağa gibi

"1999 yılında kamu arazilerinin milli ekonomiye kazandırılması çalışmasını yapıp kitabını da yazdık. Gördük ki, devlet ülkenin toplam arazisinin yüzde 54,7'sine sahip, ama arazisinin birçoğu da gaspedilmiş. Ben de o zaman devletin adını Züğürt Ağa koydum. Devlet ağa, ama züğürt dedik. Türkiye'nin süratle bunun için yapacağı iş, biran önce gaspedilmiş, el konulmuş olan arazileri, onlardan geri almaktır. Bir buçuk ay önce Sayın Cumhurbaşkanı'na gittik. Dedik ki: 'Sayın Cumhurbaşkanım biz bu kitabı yayınladığımız zaman AK Parti ortada yoktu. Parti sözcülüğü yapmıyoruz. Mutlak suretle gasp edilmiş olan kamu arazilerinin milli ekonomiye kazandırılmasını istiyoruz.' Buradan gelen kaynağın, devletin borç tasfiyesinde kullanılması önerisini de getirdim."

Anadolu Grubu İcra Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan: Ormanın yerinde şehirler yükseliyor

Ben orman vasfını yitirmiş, üzerine şehirler kasabalar kurulmuş yapılaşmanın görmemezlikten gelinmemesi gerektiğine inanıyorum ve sorunun çözümlenmesi taraftarıyım. Dolayısıyla araziler satılmalı, ruhsatlar verilmelidir. Böylelikle, hem devlete bir gelir sağlanır, hem de vatandaşın problemi çözülür. Ayrıca, Anayasa'ya bir madde ilave edilerek bundan sonra bir daha af çıkarılamayacağı taahhüt edilir.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: Tapusu olmayan 5 bin sanayi tesisi kredi alamıyor

TOBB olarak bu yasanın gündeme gelmesini istiyoruz. Bugün 2-B'ye dahil olan araziler üzerinde yaklaşık 5 bin sanayi tesisi bulunuyor. Baktığımız zaman arazinin değeri 100 liraysa üzerindeki tesisin değeri 100 bin lira. Çok büyük değerlerle sanayi tesisleri kurulmuş. Bu kuruluşun bankaya bir ipotek vermesi sözkonusu olduğu zaman, arsanın sahibi kendisi olmadığı için ipotek veremiyor, kredi alamıyor. Kredi mekanizmalarının hiçbirinden faydalanamıyor. Türkiye istihdam derken, üretim derken, bunların nasıl önünü açacağız? Ayrıca, birileri devletin arazisini kullanıyorsa, bedelini ödemesi lazım. Devlete gelecek bu kaynak, devletin borçlanma gereğini azaltacak. Herkes sorun olduğunda hemfikir olduğuna göre, karşı çıkanların da ikna edilmesi gerekir. Zaten böyle bir orman arazisi yok. Üstelik, devlet tüm kurumlarıyla, belediyesiyle, mahkemesiyle, elektrik, su hizmetiyle birlikte orada hizmet eder hale gelmiş. Bu konunun iyi anlatılması gerek.

TİM Başkanı Oğuz Satıcı: İç borcun kapatılması için gerekli

Türkiye için kaynak yaratacak bir proje olduğuna inanıyoruz. Bu yaratılacak kaynağın Türkiye'nin borçlarının kapatılmasında kullanılacağı gerekçesiyle de özellikle destekliyoruz. Türkiye kendi içindeki borç yükünden kurtulması gerekiyor, yoksa borcu taşıdıkça daha çok sıkıntı çekeceğiz. Cumhurbaşkanı mutlaka ortaya koyduğu gerekçelerde haklıdır. Ancak ortada da kaçamayacağımız gerçekler var. Bu noktada da bu gerçeklerin Sayın Cumhurbaşkanımıza daha iyi anlatılması da gerekiyor. Zaten bu araziler işgal edilmiş. Bunları ıslah etmek, buradan da büyük bir kaynak elde etmek mümkünse ve bu kaynağı da Türkiye'nin iç borcunun ortadan kaldırılması için kullanılacaksa, buna hiçkimsenin hayır dememesi gerekiyor.

İSO Başkanı Tanıl Küçük: İşgal bölgeleri, kaynağa çevrilecek

Biz ilk günden beri bu yasaya olumlu bakıyoruz. Çünkü ülkenin kaynak ihtiyacı ortada. 2 B bu anlamda çok önemli bir fırsat. Mutlaka bunu değerlendirmek lazım. Birtakım sakıncalar var diye de tedirginlik duymamak lazım. Esas olan tedbirleri almak ve istismarı önlemek. 2005 yılında mutlaka yapmamız gereken yapısal reformlar var. Hala Türkiye'de üreticinin önündeki engellerden bahsediyoruz. Rekabet ettiğimiz ülkelerle eşit şartlarla mücadele etmediğimizi söylüyoruz. Vergi oranları, prim oranları yüksek, enerji pahalı diyoruz. İşte kaynak önümüzde duruyor. Kaynağı olumlu kullanabilmek çok önemli. Birtakım istismarları da, beraberce ortak akılla tesbit edip kararlılıkla uygulamak gerekiyor. Bugün işgal edilmiş bölgeleri, bir bedele çevireceksiniz, sonra da istismarı önleyeceksiniz.

 

Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, Antalya'da da binlerce kişiyi yakından ilgilendiren 2B sorununun çözümü konusunda sona yaklaştıklarını açıkladı. 2B sorununun çözümüyle hazineye 25 milyon dolarlık katkı beklediklerini söyleyen Bakan Özak, bunun da ötesinde sorunun çözümünün sosyal bir yarayı ortadan kaldıracağını açıkladı. Bakan Özak, 2B'nin çözümüne bir imar affı ya da orman talanı olarak bakılmaması gerektiğinin de altını çizerek konunun yasalar çerçevesinde en kısa sürede çözüleceğini vurguladı...

 2007 yılı rakamlarına göre, 45 bin 548 hektar 2-B arazi bulunduğu Antalya ve Türkiye'deki diğer iller Ankara'da Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla masaya yatırılan 2b arazileriyle ilgili gelişmeleri yakından izliyor. Çevre ve Orman Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı konunun en önemli tarafları. Sorunun çözümü için ciddi çalışmalar yapıldığını söyleyen Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak Antalya'da 2B ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. Bakan Özak, Ankara'da yürütülen çalışmalardan söz etti.
Bayındırlık Bakanı konunun çözümünün hazineye maddi katkıları olacağını söylerken, sosyal bir yaranın da kapatılmış olacağını belirttib
Bakan Özak, konuya imar affı ya da orman talanı olarak bakılmaması gerektiğini vurguladı.
Özak, konunun en kısa zamanda çözüme kavuşturulacağının da altını çizdi.


Kameraman: NURETTİN ÖZKAN
Muhabir: SİBEL ÖZKAN

İhanet...





YİNE "2-B"leri tuttu.

Zaman zaman böyle oluyor.


Biz unuttular sanıyoruz, ama krize girdiklerinde "2-B"yi bulup getiriyorlar.

"2-B", yani 2’nci maddenin B fıkrası.

Ama daha çok ormanları satıp paraya çevirmenin, çalınmış ormanları da yasalaştırmanın kod adı:

"2-B."

İşte yine "2-B"yi önlerine aldılar.

2 Lüksemburg, 6 Singapur, 15 Malta büyüklüğünde ormanlık alan "orman" olmaktan çıkartılıp satılacak.

Ormanları açanlara, tarlaya çevirenlere, üzerine villa yapanlara, ağaçları kesip kooperatif kuranlara, kurtarılmış mahallelere af getiriliyor.

Daha önceki tasarıda 1981 tarihinden önceki orman yağmaları affedilirken, tarihi de 2007 olarak öne çekiyorlar, ki bu son zamanlardaki yağmacılar da kurtulsun.

*

"2-B"
birçok işe yarıyor:

Bir defa; yağmacılardan biraz para alıyorlar. Ki bu biraz bile 25 milyar dolar tutuyor, yağmanın boyutuna bakın.

İkincisi; kendi kendilerini de kurtarmış oluyorlar, çünkü irili ufaklı çoğu orman yağmacısı.

Üç:

Orman verip oy almak, siyasi ahlaksızlık geleneğidir.

İşte; yerel seçim var.

İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa gibi büyük kentleri kuşatmış yağmacıların oyları, bir siyasi partiye seçimi kazandıracak kadar çok.

*

Böyle bir rezilliktir bu.

Bizim mokasen ayakkabılı salon çevrecileri, birkaçı dışında vakıflar, dernekler, elbette orada oturarak sağladıkları avantalardan olmamak için sessiz kalacaklardır.

Asla tepki göstermeyecekler.

Asla TBMM’nin önüne gidip "yapmayın" demeyecekler...

Asla meydanlara çıkmayacaklar.

Birer utanmaz suç ortağı olarak "çevreci" rollerini oynayıp, bu tarihimizin en büyük doğa yağmasını seyredecekler.

Bizler dizimize vuracağız.

Cılız, sessiz, etkisiz...

Bir cennet yurda ihanetin, yabandaki boyutuna baka baka...

Tarih : 27 Jan 2008

 

AR& GE BÜLTEN

ARAŞTIRMA VE MESLEKLER

GEL ŞT RME MÜDÜRLÜĞÜ

KASIM

15

Orman içi köylülerinin yerleştirilmesi amacıyla orman sınırları dışına

çıkarılacak Hazine adına tescil edilen yerlerden Çevre ve Orman

Bakanlığı’nca uygun görülenlerin Bayındırlık ve skan Bakanlığı’na tahsis

edileceği,

Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki taşınmazlardan, tekrar orman olarak

değerlendirilmesi mümkün olanların Maliye Bakanlığı’nca Orman Genel

Müdürlüğü’ne tahsis edileceği,

Satıştan

elde

edilen

gelirlerin,

orman

köylülerinin

kalkınmalarının

desteklenmesi için kullanılmak üzere Çevre ve Orman Bakanlığı bütçesine

özel ödenek kaydedileceği,

2-B’lerin satışında, rayiç bedel tespitinin özel komisyonlarca gerçekleştirileceği

yer alan temel hükümlerdir.

Anayasa’nın 169. maddesinin dördüncü ve son fıkrasında, orman sınırlarının

daraltılabileceğinin kabul edildiği, bu hükmün 6831 sayılı Orman Yasası’nın 2.

maddesine de aynen yansıtıldığı, 2-B deyiminin de kaynağını buradan aldığı,

Anayasanın

170.

maddesinde,

orman

sınırları

dışına

çıkarılan

yerlerin,“…orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu

yerlere yerleştirilmesi için devlet eliyle ihya edilerek bu halkın

yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir ” denildiği,

Anayasamıza göre, 2-B’lerin yalnızca orman köylüsünün yararlanmasına

tahsis edileceği; orman köylüsüne tanınan hakkın ise mülkiyet değil

yararlanma olduğunun belirtildiği, hususu konunun bir diğer yönüdür.

Anayasa’nın 170. maddesi doğrultusunda 17.10.1983 günlü ve 2924 sayılı

“Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun”

çıkarıldığı, 57. Hükümet tarafından, 2924 sayılı yasaya göre, 2-B alanlarının

satış yetkisi, 29.06.2001 tarihli ve 4706 sayılı “Hazineye Ait Taşınmaz

Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik

Yapılması Hakkında Kanun”un 3. maddesi ile Maliye Bakanlığı’na

devredilmiştir.

Bu yetki, Anayasa Mahkemesi’nin 14.09.2001 günlü ve E.2001/382, K.2001/8 sayılı

kararı ile (Resmi Gazete, 15.09.2001, sayı: 24524) önce yürütmesi durdurulmuş ve

ardından Anayasa Mahkemesi’nin 23.01.2002 günlü ve E.2001/382, K.2002/21 sayılı

kararı ile (Resmi Gazete, 04.10.2002, sayı: 24896) iptal edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesinde, “…yasa koyucunun, bu alanların (2-

B’lerin) kullanıcılarına veya başkalarına, hatta orman içi köyler halkına

satılmasını veya bu amaçla devredilmesini sağlayacak bir düzenleme yapması

olanaklı değildir…” denilmektedir. Dolayısıyla, Anayasa’nın 170. maddesinde

 

CHP’DEN ORMAN ARAZİLERİ GÜVENCESİ
















 



Cumhuriyet Halk Partisi’nin 22 Temmuz günü yapılacak genel seçimlerde 3. sıradan milletvekili adayı olan Osman Kaptan, Kemer’de bir dizi ziyaretlerde bulundu. Kaptan 8 saatlik Kemer maratonunda ilk olarak Çamyuva CHP belde teşkilatında partililer ile bir araya geldi. Daha sonra Çamyuva Pazar esnafı, Kuzdere halkı ve Beldibi belde teşkilatı ile son olarak belde esnafını gezerek seçimlerde CHP adına vatandaşlardan oy sözü aldı.


CHP’nin Antalya Milletvekili olan ve yapılacak olan genel seçimlerde 3. sıradan milletvekili adayı olan Osman Kaptan, Çamyuva CHP belde teşkilatı, Pazar esnafı, Kuzdere halkı ve Beldibi belde teşkilatı ile son olarak belde esnafına ziyaretlerde bulundu. Kuzdere’de bulunan Avcılık Kulübü üyeleri ile buluşurken çarpıcı açıklamalarda bulundu. Vatandaşlarla CHP’nin 2-B (Orman Arazileri) ile ilgili çalışmaları ve vaatleri hakkında bilgi verirken, muhtarların sorumluluklarının artacağını ve sağlık alanında da bir çok yeni atılım yapacaklarını söyledi.
CHP Milletvekili Osman Kaptan’a ziyaretler esnasında Kemer Belediye Başkanı Hasan Şeker,
Antalya İl Genel Meclisi Üyesi Haşmet Ödağcıoğlu, CHP Kemer İlçe Başkanı Salim Uysal, DSP Kemer ilçe başkanı Ferhan Fidan, Kemer Belediyesi eski başkanı Mustafa Gül, Çamyuva Belediyesi eski başkanı Ahmet Can, Beldibi CHP Belde Başkanı Bülent Dolunay, Tekirova Belediye Meclis üyesi Recep Yılmaz ve CHP ilçe ile belde teşkilatı yöneticileri eşlik etti.
CHP Antalya 3. sıra Milletvekili adayı Osman Kaptan Kuzdere’de yaptığı konuşmada şunları söyledi; “İnsanlar Antalya’da bize en çok terör konusunda soru soruyor. Daha sonra hükümet hakkında son olarak ta iktidara geldiğimizde 2-B konusunda neler yapacağımız soruluyor.

EVE DÖNÜŞ YASASI TERÖRÜ PATLATTI

Biz parlamentoya girdiğimizde terör böyle değildi. 2003 yılında eve dönüş yasası diye bir şey çıkardılar. Bu militan eve dönemez dedik. Sonra bunu allayıp pullayıp topluma kazandırma yasası dediler. Bu yasadan sonra 1300 PKK’lı hapisten salındı. Bunlar nereye gitti? Dağa gitti ve terörist oldu. 1 milyar dolar karşılığı Ali Babacan Dubai’de bir anlaşma imzaladı. Bunun konusu Irak’a karşı sınır ötesi anlaşma yapmayın idi. Bu sınır ötesi hareket önemliydi. K. Irak sınırımızda Tahtalı Dağı’ndan daha yüksek 32 adet dağ var. Burada operasyon düzenlenmemesi için bu 1 milyar dolarlık anlaşma yapıldı.

YUNANİSTAN’IN HARİTASINA TEPKİ

Bildiğinizi gibi Yunanistan kaynaklı bazı haritalar çıktı. Türkiye’nin bölündüğü ve güneydoğu ile doğu bölgemizin PKK’nın siyasi hedefleri doğrultusunda çizildiği ortaya çıktı. Terörle mücadele yasası diye bir yasa çıkmış. 6. maddede “Terör örgütünün kurucusu veya yönetici konumundaki kişi etkinlik pişmanlık hükümlerinden bir kere yararlanabilir” diyor. Bu örgütü kim kurdu? Abdullah Öcalan. Bu büyük bir yanlışlık dır.

BAYKAL’IN KEMER’E EMEĞİ ÇOK

Antalya’da neler oluyor? Kale içinde 101 tane ev istimlak edildi. Oraya Kültür ve turizm parkı kuruldu. 1.5 milyon YTL’ye belediyeden alınan para ile otel yapıldı. O zaman Antalya’nın 70 bin nüfusu vardı. Çamdağ tüneli var Antalya-Kemer yolu üzerinde. Üzerinde 1974 yazıyor. Yani Deniz Baykal’ın Maliye Bakanı olduğu dönem. Kim diyorsa çeşme bile yaptırmamış diye, yanılıyor. Tayip Erdoğan buraya geldiği zaman herkesin yüreği hopluyor. Ne zaman bir ihale olsa Tayip Bey geliyor ve tuhaf şeyler oluyor.
Biz iktidar olduğumuzda artık ülkenin dünyaya açılan penceresinde olan sizler için çok şeyler yapılacak. İlk işimiz dokunulmazlığı kaldırmak olacak. Anayasa’dan bu maddeyi kaldıracağız. Kodeste olması gereken birçok insan milletvekili oluyor.

2-B KONUSUNDA AKP HAKSIZ

Diğer bir yapacağımız konu ise 2-B. AKP’de bu konuda sözler verdi ama sonra ne oldu? Turizmde KDV’yi kaldıracağım dedi. Sonra ne oldu? Biz söz verdik bu sefer 2-B konusunda. AKP’de söz vermişti ama sonuç değişmedi. 2-B’yi madem paralı vereceksiniz, ucuz verin ve kendisine verin. Ne dediler biliyor musunuz? Önce teklif ederiz, parası varsa alır yoksa alamaz. Bizim öncelikli yapacağımız işlerden bir tanesi budur. Şurada kısa bir süre kaldı biraz daha dişinizi sıkın bu işi halledeceğiz.
Deniz Baykal sürpriz falan yapmaz diğerleri gibi.
Önemli bir başka sorunda sağlık konusu. İnsanlarımız rezil oluyorlar. AKP’li müteahhit yeşil kartlı çıktı diye bir haber okudum dün. Apartmanı olan Mercedes’i olan kişilerin yeşil kartları olduğunu okuduk. Nüfus Cüzdanı ile herkes tedavisini yaptırabilecek. Sonra bunların parası sigortadan alınacak. Sigortası olmayan ne olacak? Devlet ödeyecek. Tıpkı Güney Amerika’da olduğu gibi. SSK ve Bağ-kur’un birleşmesini istedik. Bu prim ödeme günün sayısını 7000 rakamına tekrar indireceğiz. 9000 çok fazla ve saçma bir şeydir.

MUHTARLIKLARI DÜZENLEYECEĞİZ

Muhtarlık olaylarını yeniden düzenleyeceğiz. Muhtar hem devletin hem de halkın temsilcisi olacak. Muhtarın yetkisi de sorumluluğu da tartışılabilir. Muhtarın verdiği belge geçerli olacak. Ama verdiği belge sahte olursa kodese gidecek. Sorumluluğu da artacak. Her olay için muhtar aranmayacak. Muhtarların ücretleri asgari ücret seviyesine çıkarılacak. Bunu biz daha önceden de istedik ama kabul edilmemişti. Muhtarın sigorta primini de devlet okuyacak.

Muammer YENİGÜN
Gökhan GÜLENÇ


Haber Yayın Tarihi :
13-07-2007  |  15-03