Hükümet, orman niteliğini yitirmiş arazilerin
satışına ilişkin 2B düzenlemesini
önümüzdeki yıl başında
yapılacak yerel seçimlere yetiştirmek istiyor. Çevre
ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, 10.
Cumhurbaşkanı Sezer’den dönen 2B arazilerinin
satışına ilişkin yeni çalışmayı
önceki akşam Başbakan Tayyip
Erdoğan başkanlığında toplanan AKP MYK’sında anlattı.
MHP’nin önerisiyle alevlenen türbanı
görüşmek üzere önceki akşam Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında
olağanüstü toplanan AKP MYK’dan
"2B sürprizi" çıktı. Çevre ve Orman
Bakanı Veysel Eroğlu, 10.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den dönen 2B
arazilerinin satışına ilişkin yeni
çalışmayı anlattı.
TÜRBAN
GİBİ AYRI PAKET: Hürriyet’in edindiği bilgiye
göre, hükümet, orman niteliğini yitirmiş arazilerin
satışına ilişkin 2B düzenlemesini
önümüzdeki yıl başında
yapılacak yerel seçimlere yetiştirmek istiyor.
Bunun için de
çalışmayı bu yıl yasalaştırmayı
planlayan hükümet, bu düzenlemeyi yeni anayasa
taslağına bırakmadan türbanla ilgili düzenleme gibi
ayrı bir paket halinde Meclis’ten geçirmeyi
tasarlıyor.
Erdoğan
da, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Mersin başta olmak
üzere büyük şehirlerde yüz binlerce aileyi
yakından ilgilendiren bu çalışmanın bir an
önce sonuçlandırılmasını istediği Eroğlu’ndan, buna ilişkin anayasa
değişiklik önerisinin, gecekondu ıslahına
ilişkin kentsel dönüşüme olanak sağlayacak bir
şekilde kaleme alınmasını da istedi.
2
LÜKSEMBURG SATILACAK: MYK’da, 2B
kapsamında satışa sunulacak, Lüksemburg’un 2,
Singapur’un 6, Malta’nın ise 15 katı
büyüklüğündeki orman niteliğini yitirmiş
bu arazilerin kadostro sorunları da
gündeme geldi. Eroğlu, kadostro çalışmalarının
yüzde 95 oranında tamamlandığını
söylerken, bazı MYK üyeleri ise eski tarihli kadostro işlemlerine ilişkin, "taşa
ağaca göre kadastro yapılmış" endişeleri
dile getirildi. Aynı MYK üyeleri, yapılan kadostro
işlemlerinin yüzde 75’inin böyle olduğuna
ilişkin değerlendirmelerini de Eroğlu’na
aktırırken, Erdoğan’ın da talimatıyla, bu
konuda bir gecikme yaşanmaması için satış
süreciyle birlikte bir yandan da kadastro
çalışmalarının yürütülmesi
kararlaştırıldı.
25
MİLYAR DOLAR BEKLENİYOR: 25 milyar dolar gelir beklenen 2B
satışından elde edilecek gelirin, kentsel
dönüşüme de olanak tanıyacak şekilde
geliştirilmesi durumunda bu gelirin daha da artabileceği
değerlendirmeleri de yapıldı.
Bu durumda,
büyük kentlerdeki 2B arazileri üzerine kurulu gecekondular
yıkılıp, bunlara proje kapsamında yapılacak yeni
yerleşim alanlarında uygun ödeme koşullarında ev
verilecek. Boşaltılan 2B arazileri de imara açılıp
gelir getirici projelere yöneltilecek. Antalya, Mersin, Balıkesir, Ankara,
Adapazarı, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere bir çok ilde yaşanan 2B sorununun en fazla
yaşandığı İstanbul’un Beykoz, Alemdağ, Ümraniye, Sultanbeyli başta olmak
üzere bir çok ilçede dev 2B arazileri bulunduğu
belirtiliyor.
Altın yumurtlayan tavuk 2-B
29.01.2008
Hatırlayacaksınız
geçtiğimiz hafta trafik sorununu masaya yatırıp
olanı biteni sizlerle aktarmıştık. Bu hafta da
neşteri elimize aldık ve 2-B sorununu ameliyata aldık. Neden
bu konu diyeceksiniz çünkü Türkiye'de bu konuda en
dertli il ne yazıkki Antalya...Orman vasfını yitirmiş
araziler anlamına gelen 2-B...Çevrecilerin orman talanı
olarak nitelendirdiği 2-B arazilerinin satışı,
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in vetosuyla
gündemden düşmüştü ancak bu defa aynı
bölgelerin yapılacak kanun değişikliğiyle
satılması planlanıyor. Hükümet kasasını
doldurmak, vatandaş ta yıllardır işlediği
toprağın ve oturduğu evinin adam gibi tapusunu almak
istiyor...İşte Ceyda Tanyeli'nin ikinci dizi
röportajında Varan-1..
2B yeniden meclise geliyor... Hükümet, 2-B olarak
adlandırılan orman vasfını yitirmiş hazine
arazilerinin satışı için yeniden harekete
geçiyor.
Kafanız karışmasın tek tek anlatalım...
Önce 2-B'nin ne anlama geldiğini aktaralım sizlere..
2B, 6831 Sayılı Orman Kanunu'nun 2. Maddesi B Bendi için
kullanılan bir kısaltma. Bu tabir, orman vasfını
yitirmiş araziler için kullanılmakta.
Daha açık bir ifadeyle, orman vasfını yitirmiş,
kadastro marifetiyle orman alanları dışına
çıkartılmış, bir daha geri kazanılamayan ve
ıslah edilemeyen araziler 2B olarak tanımlanıyor...
Peki 2B'ler nasıl oluştu?
Ülkemizde yaklaşık 7.5 milyon civarında orman
köylüsü; orman içinde ve bitişiğinde
bulunan ve sayısı 20 bin 293’ü bulan orman
köyünde yaşamakta. Milli gelirden en az payı alan
grupta yer alan bu vatandaşlar geçimlerini
tarım-hayvancılık ve orman işçiliğinden
temin ediyor. Tarım ve hayvancılık yaparak ormanla iç
içe yaşamak mecburiyetinde olan gelir düzeyi
düşük orman köylüsü mecburiyet
karşısında ormandan açarak tarla, bağ,
bahçe, mera yapmış ve orman içine yerleşmek
durumunda kaldı. Bu durumu göz önüne alan anayasaysa;
getirilen düzenlemelerle orman köylüsü için
özel hükümler getirerek orman köylüsünün
korunmasını sağladı.
Daha önce Anayasa değişikliği ile
gerçekleştirilmeye çalışılan, ancak
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in veto etmesi nedeniyle gündemden
düşen 2-B’lerin, bu defa kanun değişikliği
ile satılması planlanıyor. Çevre ve Orman
Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı
bürokratlarının bir süredir devam eden
çalışmaları sonucunda, 2-B’lerin
satışına dönük bir kanun taslağı da
artık hazır durumda.
2B'nin çözümü için Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan talimat verdi. Erdoğan'ın talimatı
doğrultusunda; Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Çevre
Bakanı Veysel Eroğlu ve önceki 2B düzenlemesini
bürokrat olarak hazırlayan Milletvekili Nuri Uslu
çalışmalara başladı. Düzenleme ya daha
önce olduğu gibi yine Anayasa değişikliği
şeklinde gerçekleştirilecek ya da yasal düzenleme
olarak yapılacak. Konunun Şubat ayında Türkiye
Büyük Millet Meclisi'nde görüşülmesi
bekleniyor.
Orman vasfını yitirmiş arazilerin büyük bir
bölümü rayiç bedeli yüksek illerde bulunuyor.
Antalya'ysa bu illerin başında yeralıyor. Türkiye'de en
çok 2-B arazi bulunan illerin başında yeralan Antalya'da
2007 yılı rakamlarına göre, 45 bin 548 hektar 2-B arazi
bulunuyor. Kenti 39 bin 287 hektarla Mersin izliyor.
Hükümet neden 2-b sorununu çözmek için acele
ediyor? Vatandaşın isteğine mi uyuluyor, yoksa kasa mı
doldurulmak isteniyor? Vatandaş kimin dediğine inanacak, tapusuna
ne zaman kavuşacak? Bu soruların cevaplarını dizi
röportajımızın yarınki bölümünde
izleyebilirsiniz..
Kameraman: HAKAN ÖZMENMuhabir: CEYDA TANYELİ
KEPEZ KÜTÜKÇÜDEKİ Resmi TC. TAPU SENEDİM
İPTAL EDİLİLDİ VE 2 B ALANINA SOKULDU.YAZI
DİZİNİZDE KEPEZDEKİ 26 BİN
KİŞİYİ İLGİLENDİREN TAPU
İPTLLERİ NİDE İŞLERSENİZ
SEVİNİRİM.
Antalya köylüleri 2-B için TBMM'ye
başvurdu
Antalya'nın Pınarbaşı Beldesi
sakinlerinden çiftçi Ali Öztürk ve 1500
arkadaşı, kamu oyunda 2-B olarak bilinen orman vasfını
yitirmiş arazilerin satışına imkan sağlayan yasal
düzenlemeye destek verdi.
Ali Öztürk ve arkadaşlarının
imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulan
dilekçede, Antalya'da pek çok insanın arazisinin 2-B
kapsamında olduğu ve bu yüzden de tapu alamadıkları
belirtildi. ''Atalarımızın ekip, diktiği, sonrasında
da bizlerin bu topraklardan geçimini sağlayarak,
çocuklarını okutan, devletimize ürettiğimiz
ürünler ile vergisini ödeyen kişileriz'' denilen
dilekçede şu görüşlere yer verildi ''En
büyük sıkıntımız, ekip-diktiğimiz
toprakların tapusunun olmayışı... Arazilerimiz 2-B
kapsamında. Onun için geleceğimizi planlayamıyoruz,
devlete arazi vergisi ödeyemiyoruz. Devletin köylüye
verdiği haklardan yararlanamıyoruz. Bizler, yüce Meclisimizin
çıkaracağı 2-B kanununu gönülden
destekliyoruz. Topraklarımızı, çok makul ve
taksitlendirilmiş tarife ile satın almak istiyoruz. Bazı
kesimlerin düzenlediği kampanyaları akıllı
bulmuyoruz. Yıllardır aynı söylemi kullanıyorlar.
Çözüm üretemiyorlar. Sadece Antalya'nın
Pınarlı beldesindeki 2-B arazilerinden 20 bin kişi
geçimini sağlıyor. Düşünün;
Türkiye'de bizim durumumuzda kaç milyon kişi var?''
Rapora
göre ülkede 2-B
sorunu, en fazla Antalya’da
yaşanıyor. Bu ilde orman vasfını kaybetmiş araziler 45
bin 548 hektarlık bir alana yayılıyor. Antalya’yı
39 bin 287 hektarla Mersin, 34 bin 887 hektar ile de Balıkesir izliyor.
Ankara’daki 2-B arazi miktarı 31 bin 706
hektarı, Adapazarı’nda da 29 bin 643 hektarı buluyor. 2-B’ler
İstanbul’da 18 bin 233 hektar, İzmir’de ise 14 bin 772
hektarlık bir alanı kaplıyor. Orman özelliğini
yitirmiş arazilerin 22 bin 233 hektarlık bölümü
üzerinde yerleşim yerleri bulunuyor. Bunların arasında
İstanbul’daki bazı ilçeler de yer alıyor.
Özak: 2B sorununun
çözülmesi gerekir
Yazı boyutunu büyütmek
için
onclick="FontChange('Detail', '18px')" v:shapes="_x0000_i1033">
ANTALYA (İHA) -
Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, 2
B'nin Türkiye'nin çözmesi gereken ekonomik ve sosyal sorunu
olduğunu söyledi.
Bakan Özak, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü
tarafından düzenlenen 2007 Yılı Değerlendirme
Toplantısı ve Eğitim Semineri'ne katıldı. Kundu'daki
Kremlin Place Otel'de düzenlenen toplantıya Tapu ve Kadastro il
müdürlerinin yanı sıra Antalya'da kamp yapan Güney
Kore'nin FC Seul takımını çalıştıran
Şenol Güneş de katıldı. Ayak tenisi oynarken asil
tentonu kopan Güneş salona ayağı alçılı
geldi. Özak da, Güneş'in sağ ayağındaki
alçıya imza attı.
Seminerde konuşan Şenol Güneş, tapu ve kadastro deyince
aklına dürüstlük ve ilkelik geldiğini söyledi.
Nafiz Özak'ın bakan olmasından dolayı son derece mutlu
olduğunu belirten Güneş, "18 yaşındayken
beraber futbol oynadığım Nafiz Özak, hem
arkadaşım hem takım kaptanım hem de sırdaşımdı"
diye konuştu.
Tapu işlerini futbola benzeten Güneş, "Futbol ile tapu
birbirine benziyor. Futbol gibi tapuda da alan ve zaman çok
önemli. Alan ve zamanın çok iyi değerlendirilmesi
gerekir. Bunlar gerçekleştirilirse başarılı
olunur" dedi.
2 B'nin son derece önemli olduğunu anlatan Faruk Nafiz Özak,
sözlerine şöyle devam etti: "2 B, Türkiye'nin
çözmesi gereken ekonomik ve sosyal sorundur. 2 B'nin
Türkiye'ye 25 milyar dolar getireceği söyleniyor.
Geçmiş yıllarda konunun çözümü
için bir şeyler yapılmaya
çalışıldı. Ama öyle gözüküyor
ki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü olaya
müdahale etmezse konu çözülemeyecek."
Özak, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nün
tapu dağıtım törenlerinde vatandaşların
tapularına kavuşmasından büyük mutluluk
duyduğunu söyledi.
Tapusuz gayrimenkulü nikahsız bir eşe benzeten Özak,
"Bir eşiniz var nikahsız, bir araziniz var tapusuz. İkisi
birbirine çok benziyor. Düşününki nikahtaki o
mutluluk, o keramet, tapuyu aldığınızda da size aynı
şekilde mutlu ediyor" diye konuştu.
Döner sermayeyle ilgili sorunu çözmeye
çalışacaklarını anlatan Özak,
şunları söyledi: "Size borçlu olduğumuzu
biliyoruz. Siz geçen yıl döner sermayeye 1,5 milyar YTL ve
400 milyon YTL'den fazla döner sermayeye katkı yaptınız.
Biz bundan pay almak istiyoruz. Bunu da hak ettiğimizi
düşünüyoruz. İnşallah
çalışmalarımız sonunda bunu
başaracağımızı
düşünüyorum."
Konuşmaların ardından Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğü adına Antalya Valisi Alaaddin
Yüksel tarafından Bakan Özak'a bir plaket verildi.
Toplantı çıkışında gazetecilerin
sorularını cevaplayan Özak, Tapu Kadastro'nun giderek
güvenilirlik derecesini artıran bir kurum olduğunu
anlattı. Bakan Özak, döner sermaye ile ilgili bir soruya da
şöyle karşılık verdi:
"Çalışanlarımız
döner sermayeye çok katkıda bulunuyor. Döner
sermayeden bu arkadaşlarımıza mutlaka hak ettikleri
parayı vermemiz gerekiyor. Konu Bakanlar Kurulu'nda çok
konuşuldu. Ama ülkemizde eşit işe eşit ücret
konusunda bir sorun yaşanıyor. Bunu hükümetimiz
düzeltmeye çalıştı.
Biliyorsunuz ilk defa Cumhuriyet tarihinde 219 bin geçici
işçiye kadro verdik. Bu inanılmaz bir reform.
İnşallah bu önemde Ulaştırma
Bakanlığımızla beraber mevcut yasanın içerisinde
bu döner sermayeden alınacak pay konusunda Tapu Kadastro
çalışanlarının gecikmiş haklarını
vereceğiz."
Bahşişle rüşveti birbirine karıştırmamak
gerektiğini belirten Özak, sözlerini şöyle
tamamladı: "Hukuki ve ahlaki olmayan her şeyin
karşısındayız. Bunları savunamayız. Her meslek
dalında, her yörede her çalışan kurumda, bir
takım sorunlar olabilir. Bunları asgariye indirmek bizim
görevimiz ve Türkiye'nin son 5 yılına bakarsanız daha
da asgariye indireceğiz. Merak etmeyin. Kendi alanımızda
yaptığımız çalışmalar var, her şeyi
de açıklamak zor tabi. Evvela eğitimle. Bardağın
dolu tarafına da bakmamız
gerektiğine inanıyorum."
Çeşitli hükümetlerin programında yer
alan, ancak Cumhurbaşkanı vetosu ve Anayasa Mahkemesi tarafından
verilen iptal kararlarıyla bir türlü uygulamaya konulamayan
'orman vasfını yitirmiş' arazilerin (2-B'ler)
satışı, tekrar gündeme geliyor.
Çevre
ve Orman Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı,
2-B'lerin satılmasına yönelik teknik
çalışmaları yeniden başlattı.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün de yer
aldığı bu çalışmalar kapsamında,
Çevre ve Orman Bakanlığı'nda bir de toplantı
yapıldı.
Toplantıda, 2-B olarak belirlenmiş alanların tescilinin bir an
önce tamamlanması, Anayasa ya da yasada yapılacak
düzenlemelere paralel olarak da hak sahipliklerinin verilmesi için
gerekli çalışmaların tamamlanması kararı
alındı.
Çalışmalar kapsamında hazırlanan raporda da,
2-B'lerin durumu ayrıntılarıyla ortaya kondu.
2-B SORUNU
Raporda 2-B'ler, "31 Aralık 1981 tarihinden önce bilim ve fen
bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden
tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık,
fıstıklık gibi çeşitli tarım alanları veya
otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında
yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy
yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim
alanlarının Hazine adına orman dışına
çıkarılması uygulaması" olarak
tanımlandı.
1945'de yürürlüğe konulan 4785 sayılı Kanunla
bütün ormanların devletleştirildiğine dikkat
çekilen raporda, bu şekilde vatandaşların tapulu
ormanları yanında, bağ, bahçe ve tarlaları ile
köy meraları, otlak, yaylak ve kışlakları, hatta
yerleşim yerlerinin devlet ormanı sınırları
içinde kaldığı vurgulandı.
Fiilen orman olmayan yerlerin de hukuken orman sayıldığı bu
düzenlemenin halkın tepkisini çektiği kaydedilen raporda,
"Bunun karşılığı olarak da başta yangın
olmak üzere şiddetli bir orman tahribatı
yapılmıştır. Daha sonra hatadan dönmek ve bu
sahaları orman sınırları dışına
çıkarabilmek için çareler aranmış,
çeşitli anayasal ve yasal düzenlemeler
yapılmıştır" saptamasında bulunuldu.
"Yanan yerlerde 2-B
uygulaması yapılamaz"
Raporda, ilk uygulamanın başladığı 1974
yılından 2006 sonuna kadar bilim ve fen bakımından orman
niteliğini tam olarak kaybetmiş alanlardan 473 bin 419 hektarın,
2-B uygulaması ile orman rejimi dışına
çıkarıldığı da bildirildi.
Orman kadastrosu tamamlandığında, orman sınırları
dışına çıkarma işlemlerinin biteceğine de
işaret edilen raporda, "Toplumun bazı kesimlerinin endişe
ettiği gibi, orman yangınlarını 2-B uygulamaları ile
irtibatlandırmak mümkün değil. Kanun gereği yanan
ormanlarda 2-B uygulaması yapılamaz. Yanan orman sahaları
üzerinde özel mülkiyet, özel tasarruf söz konusu
olamaz" denildi.
Anayasa veya yasa ile düzenleme
Raporda, 2-B uygulamasına dönük mevzuat değişiklikleri
ve Anayasa Mahkemesi kararları da tek tek irdelendi. Bir
görüşe göre, bu sahaları değerlendirmek
için herhangi bir Anayasa değişikliğine gerek
olmadığı vurgulanan raporda, gelinen noktada, bütün
kesimlerin problemin zaman içinde daha da
ağırlaşacağına inandığı ve
çözümsüzlüğün acilen ortadan
kaldırılmasını istediği ifade edildi.
Eylemli orman durumundaki 2-B alanlarının tekrar ormana
kazandırılmasında kararlı olunması gereğine
dikkat çekilen Raporda, bu sahaların "otlak, yaylak ve
kışlak alanları, tarımda kullanılan alanlar ve
belediye, mücavir alan sınırları içinde
kalanlar" şeklinde üçlü tasnife tabi tutulması
konusunda mutabakat sağlandığı bildirildi.
Raporda, diğer mutabakat konuları da "2-B sahalarının
değerlendirilmesi sonucu oluşacak kaynağın yeni orman
kurmada ve orman köylülerinin kalkındırılmasında
kullanılması ve bu konuda parasal ifadelerden
kaçınılması" olarak ifade edildi.
Raporda, oluşturulan mutabakat çerçevesinde hem
anayasanın 170'inci maddesinin değiştirilmesine, hem de orman
köylülerinin kalkındırılmaları hakkında
kanunda düzenleme yapılmasına dönük alternatif
taslaklar hazırlandığı belirtildi.
Sorun çözülürse
neler olacak?
Raporda, bu yerlerin nitelikleri doğrultusunda değerlendirilmesi
halinde ortaya çıkacak olası kazanımlar da şu
şekilde sıralandı
-Orman-halk ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen birçok
mülkiyet sorunu çözülecek.
-Adli ve idari yargıdaki dava sayıları önemli
ölçüde azalacak.
-Halen bu alanları fiilen kullanmakta olanlar, hak sahipliği konumunu
elde edecekler ve usulsüz olarak kendi tasarruflarında bulunan
yerlerin kanuni sahibi olacaklar.
-Hak sahipliği ile ilgili iş ve işlem süreçleri
başlayacak ve bu durum ekonomiye bir canlanma getirecek.
-En önemlisi de mevcut haliyle kesinlikle orman vasfını kazanamayacak
olan bu yerler, orman köylüsünün sosyo-ekonomik yönden
kalkınmasında büyük bir katkı sağlayacak.
-Elde edilecek kaynaklar, ağaçlandırma, orman
köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi, yerinde
kalkındırılmaları mümkün olmayan orman
köylülerinin naklinde kullanılacak.
-Ülkemizin genel ekonomisine olumlu yönde katkı yapacak.
-Emlak ve diğer vergi gelirleri ile de Hazine'ye büyük bir
katkı sağlanacak.
Üzerlerine şehirler kuruldu
Raporda, 2-B alanlarına dönük rakamlar ve fiili kullanım
durumu da ortaya kondu. Buna göre ülkede 2-B sorunu, en fazla
Antalya'da yaşanıyor. Bu ilde orman vasfını kaybetmiş
araziler 45 bin 548 hektarlık bir alana yayılıyor.
Antalya'yı 39 bin 287
hektar ile Mersin, 34 bin 887 hektar ile de
Balıkesir izliyor. Ankara'daki 2-B arazi miktarı 31 bin 706
hektarı, Adapazarı'nda da 29 bin 643 hektarı buluyor.
2-B'ler İstanbul'da 18 bin 233 hektar, İzmir'd eise 14 bin 772
hektarlık bir alanı kaplıyor. Orman özelliğini
yitirmiş arazilerin 22 bin 233 hektarlık bölümü
üzerinde yerleşim yerleri bulunuyor. Bunların arasında
İstanbul'daki bazı ilçeler de yer alıyor.
Toplam 2-B arazilerinin yüzde 4.7'sini oluşturan yerleşim
yerlerinin 6 bin 624 hektarı üzerinde ilçe, 8 bin 514
hektarı üzerinde belde, 7 bin 35 hektarı üzerinde de
köyler yer alıyor.
Böylece 2-B'lerin yüzde 1.5'lik bölümünü
köyler, yüzde 1.8'lik bölümünü beldeler,
yüzde 1,4'lük"bölümünü de ilçeler
oluşturuyor.
2-B'lerin geri kalan kısmındaki fiili kullanım da şu
şekilde belirleniyor:
Sera alanı: 2 bin 365
hektar (Yüzde 0.5)
Narenciye alanı: 8 bin 41
hektar (Yüzde 1.7)
Zeytinlik, fındıklık, meyvelik, bahçelik v.b: 111 bin115
hektar (Yüzde23.5)
Diğer ekili alanlar: 294 bin 206 hektar (Yüzde 62.2)
Otlak, yaylak: 35 bin 419
hektar (Yüzde 7.4)
Okuyucu Yorumları
YORUM OKU
1 / 1
Toplam Yorum Sayısı : 5
2b araziler
2b satışı yapılarak
çifçilerin geleceği garanti altına
alınmıştır takdir edmek lazım bu arazi
satışlarına karşı
çıkanlarıda bir türlü anlamıyorum siz
ekmeğinizi çifçilerden yiyorsunuz unutmayın.
mehmet888
23.10.2007 22:27:58
gayet mantıklı!
bu olay bazı cevre kuruluslarının
milletimizi gereksiz yere galeyana getirtiği gibi değildir
bence!Çünkü; su anda zaten anılan yerlere
bakarsanız orman demenin ne kadar gülünc oldugunu
görürsünüz,mesela gebzenin
tamamı,ömerli,reşadiye,şile vs.bunun gibi daha
üzerinde ilçeler kurulu nice yerler!
pera_cent
12.10.2007 14:26:37
geç kaldınız
TEŞEKKÜRLER SATA SATA YAKINDA BİŞEY
KALMIYCAK BAKALIM O ZAMAN NEYİ SATACAKSINIZ.
leopar06
02.10.2007 07:46:57
Çareleri varmı.
Devlete para getirecek bütün kuruluşlar
satıldı.Bunları verimli hale getirmek daha
akıllıcana işti.Şimdi Ya halka yönelecek
cebindeki paranın bi kısmını almaya
çalışacak yada satacak yeni şeyler
bulacaklar....
McLaren
01.10.2007 12:29:03
Yazidan bir bölüm
"Olası kazanımlar" altında
şu yazıyor : "Halen bu alanları fiilen
kullanmakta olanlar, hak sahipliği konumunu elde edecekler ve
usulsüz olarak kendi tasarruflarında bulunan yerlerin
kanuni sahibi olacaklar." Türkiyeye hoş geldiniz.
Hükümet 2-B olarak adlandırılan
'orman vasfını kaybetmiş Hazine arazileri'nin
satışı konusunda tekrar harekete geçiyor.
2-B'lerin
satışı daha önce Anayasa değişikliği ile
gerçekleştirilmeye çalışılmış,
ancak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in vetosuna
uğramıştı. Sezer'in veto gerekçesi,
düzenlemenin ormanların katledilmesinin yolunu
açabileceğiydi.
2-B'lerin şimdi kanun değişikliği ile satılması
planlanıyor.
Çevre ve Orman Bakanlığı ile Maliye
Bakanlığı bürokratları 2-B'lerin satışı
için bir kanun taslağı hazırladı.
'2924 Sayılı Orman Köylülerinin
Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanunda Bazı
Değişiklikler Yapılması ile 13 ve 18'inci Maddelerinin
Yeniden Düzenlenmesine ve Orman Kanunu'nun 2'inci Maddesinde
Değişiklik Yapımasına Dair Kanun Taslağı' 15
maddeden oluşuyor.
Henüz son şeklini almayan taslak, özellikle İstanbul ve
Antalya gibi büyük merkezlerde üzerlerinde semt, mahalle, hatta
ilçeler bulunan 2-B'lerin satışına imkan
sağlıyor.
Taslakta yeralan temel
hükümler şöyle:
·
RAKAMLARLA 2-B
Resmi verilere göre, ülkede orman vasfını
kaybetmiş Hazine arazilerinin toplam
büyüklüğü 473 bin hektar.
Bu araziler 4 milyar 730 bin metrekarelik veya 5 milyon 98 bin 467
dönümlük bir alanı kaplıyor.
2-B'ler özellikle İstanbul, Antalya, Balıkesir, Mersin,
Muğla, Bolu, İzmir, Bursa gibi illerde yer alıyor.
İstanbul'da Sultanbeyli ve Ümraniye gibi ilçelerinin
neredeyse tamamı bu tür yerlerin üzerinde kurulu.
Sarıyer ve Beykoz'un bir bölümünü de yine orman
niteliğini kaybetmiş Hazine arazileri oluşturuyor.
2-B'lerin buralarda evi, işyeri olanlara öncelik verilerek
satılması halinde, en az 10 milyar YTL'lik bir gelir elde
edileceği hesaplanıyor.
Orman
kadastro komisyonlarınca orman sınırları
dışına çıkarılan yerler, Çevre ve Orman
Bakanlığı'nın talebi üzerine Hazine adına tescil
edilecek. Bu yerler, tescille birlikte, Maliye Bakanlığı emrine
geçecek.
·Orman içi köylülerinin
yerleştirilmesi amacıyla orman sınırları
dışına çıkarılarak Hazine adına tescil
edilen yerlerden Çevre ve Orman Bakanlığı'nca uygun
görülenler, Bayındırlık ve İskan
Bakanlığı'na tahsis edilecek.
·Getirilen hükümlere göre
satışı yapılamayan taşınmazlar, genel
hükümlere göre değerlendirilecek.
·Hak sahiplerine satıştan sonra
arta kalan taşınmazların ne olacağı konusundaki
boşluk da bu şekilde giderilecek.
·Belediye ve mücavir alan
sınırları içindeki taşınmazlardan, tekrar orman
olarak değerlendirilmesi mümkün olanlar Maliye
Bakanlığı'nca Orman Genel Müdürlüğü'ne
tahsis edilecek.
·Bu yerlerden tekrar orman olarak ihya
edilmesi (yeniden canlandırılması) mümkün olmayanlar,
fiili işgal durumuna göre bölünerek Maliye
Bakanlığı'nca rayiç değer üzerinden
satılacak.
·Bu taşınmazlardan genel ve
özel bütçeli kamu idarelerinin görecekleri hizmetler
için gerekli olanlar, Defterdarlık ya da mal müdürlüklerinde
bulunan ihale komisyonlarınca belirlenen bedelin, talepte bulunan idarece
ödenmesi halinde bu kuruluşun tasarrufuna bırakılacak.
·Tasarrufa bırakılan
taşınmazlar milli emlak birimlerince tahsisli mal gibi işleme
tabi tutulacak. Satışı mümkün olmayan
taşınmazlar ise, genel hükümlere göre
değerlendirilecek.
·Orman sınırları
dışına çıkarılan yerlerden belediye ve
mücavir alan (yakın komşu) sınırları
içindekiler hariç, fiili durumlarına göre
bölünerek satılacak yer, yapı ve tesisleri kullananlardan
satış işlemleri tamamlanana kadar ecrimisil alınmayacak.
Orman niteliğini kaybetmiş arazileri kullananlardan ecrimisil
alınması, 'bu arazilerin kullanılmasından doğan
menfaatin para karşılığı taktiri' olarak ifade
ediliyor.
·Satıştan elde edilen gelirler,
orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi
için kullanılmak üzere Çevre ve Orman
Bakanlığı Bütçesine özel ödenek
kaydedilecek.
·Özel gelir ve özel ödenek
kaydedilen miktarların önceki yıllarda kullanılmayan
bölümü, ertesi yıl bütçesine devredilecek.
·2-B'lerin satışında
rayiç bedel tespiti özel komisyonlarca
gerçekleştirilecek.
·Orman kadastrosu yapılmış
yerlerde, bir defadan fazla orman sınırları
dışına çıkarma işlemi yapılamayacak.
"Sorunun çözülememesi işgalcilere
yarıyor"
Yeni düzenlemeye ilişkin yönetmelikler, kanunun yayım
tarihinden itibaren altı ay içinde hazırlanacak.
Taslağın gerekçesinde, orman vasfını kaybetmiş
arazilerden kira veya ecrimisil alınamadığı gibi, hak
sahipliği belirlenmediği için işgalcilerin de tahliye
edilemediği belirtiliyor.
Gerekçede sorunun çözümlenmemesinin sadece
işgalcilere yaradığı kaydediliyor. Söz konusu alanlar
için öngörülen değerlendirme yöntemleri ise
şöyle:
Orman köylülerinin nakil
ve yerleştirilmeleri: İstanbul'da işgaller
sonucu oluşan yerler dikkate alınmazsa, bu yerler genellikle
yerleşime uygun değil. Aradan geçen 22 yıla rağmen,
bu konuda bir işlem de yapılmadı.
Tarım arazisinin
değerlendirilmesi: Bu konuda ilk 12 yıl bir
işlem yapılamadı, takip edilen yıllarda da önemli bir
mesafe alınamadı.
Köy yapılarının
değerlendirilmesi: Tarım arazisi için
belirtilen kurallar, bu yerler için de geçerli.
Belediye ve mücavir alan
sınırları içinde kalan yerlerin değerlendirilmesi: Bu
yerler için de 22 yıldır hiçbir işlem yapılmadı.
2B arazileri yine gündemde 28.01.2008
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, 2B meselesini kafasına taktı bir kere...
Ülke gündemine, türban meselesi yetmiyormuş gibi bir
de2B’yi
taşıdı. Aslında Unakıtan’ı 2B meselesinde
Maliye’nin kasasına girecek paralar ilgilendiriyor. Ya
başbakan’ı? Başbakan’ı 2B’nin nesi
ilgilendiriyor dersiniz? Başbakan’ı 2B’lerin sahibi
olanların ilk yerel seçimlerde AKP’ye
kazandıracakları oylar ilgilendiriyor. Bizim muhalefet uyuyadursun,
Başbakan bir bakıma bu tür çıkışlarla
yerel seçimlere hazırlanmaya başladığını
gösteriyor.
Aslında 2B
statüsüne girdiği iddia edilen ve üzerinde
yapıları bulunan sözde hak sahiplerine satılması
düşünülen bu orman alanları için
hükümet çaktırmadan bir af getiriyor. Daha doğrusu
ormanları açmak için yangın çıkaranlara,
buraları tarlaya çevirenlere, ağaçları kesip
kooperatif adı altına bina ve villa yapanlara bir af getiriyor.
Çocukluk
yıllarımdan hatırlıyorum. Babam dededen kalma
arsamız üzerine iki gözlü bir ev yapmıştı.
Evin çatısında, kiremit altına koyduğumuz
ağaçları da satın almıştı. Daha sonra
ormancılar gelip kaçak ağaç kestiği
gerekçesiyle babamı mahkemeye vermiş ve 1 yıla mahkum
olmuştu. En önemlisi de her suç affa uğruyor, sadece
vatana ihanet ve orman suçu affedilmiyordu. Sonradan
çatıdaki mühürsüz ağaçları
söktüler, ağacı kesen kişi
yakalandığı için babam beraat etmişti.
Ya şimdi. Orman
suçunun gene affı yok. Ama orman suçluları da ortada
yok.
Hükümet 2B meselesini
yeniden TBMM gündemine getirip, bu alanların
satışına karar verirse, şu anda ellerini
kollarını sallayarak ormanı katleden, yakan,
ağaçlarını keserek suç işleyenler
ödüllendirilecek ve orman arazisine yaptıkları
kaçak yapıların gerçek sahibi olacaklar. Bunu sadece
Antalya olarak düşünmeyin. İstanbul’da boğaza
nazır lüks villalarınbüyük bölümünün 2B durumdaki
ormanlık alanlara yapıldığını da
düşünün…
Yazık ki ne
yazık…
Yeni belediyeler, yeni ilçeler…
1994 yerel seçimleri
öncesinde Büyükşehir ilan edilen, daha sonra ilçe
kurulması yerine alt kademe olarak 3 seçim bölgesine
ayrılan Antalya’nın alt kademeleri ile civar beldelerinin 5
ilçe altında toplanması ve ilçe
teşkilatlanmasına geçirilmesi için hazırlanan
teklif Bakanlar Kurulu’na sunuldu.
“Yiğidi öldür, hakkını
ver”, bu konuda Antalya Valisi Alaaddin Yüksel’in
çabalarını kimse gözardı edemez. Şayet
ilçe statüsü gerçekleşirse Vali Yüksel bu işin mimarı ilan edilmeli.
Ankara’dan ilk gelen
bilgilere ve Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılan kanun
teklifine göre Antalya merkezi 5 ilçeden oluşacak. Muratpaşa Belediyesi aynen
korunurken, sınırları Sera Otel, Tedaş binası
arasına çizilecek hattan oluşacak. Lara, Kundu, Aksu, Boztepe, Kurşunlu ve Topallı ise
yeni ilçe olacak Çalkaya’ya
bağlanacak. Kepez’e Varsak ve Pınarlı dahil edilirken, Konyaaltı’na sadece Doyran ilave edilecek. Yeşilbayır,
Çığlık, Düzlerçamı
Döşemealtı’na bağlanırken, buranın
ilçe merkezinin de Yeşilbayır
olması bekleniyor.
Bu yeni idari
yapılanmanın birçok sorunun çözümünde
yarar sağlayacağı, yetki ve sorumlulukların
dağılımı ile çözümlerin daha da
kolaylaşacağı ortada. Ancak benim burada naçizane bir
önerim olacak. Koskoca yeni ilçeler oluşuyor. Bu
ilçelere verilecek isimler çok önemli. Bu konuda o
bölgede yaşayan insanların ve uzmanların
görüşü mutlaka alınmalı, gerekirse anket
yapılmalı. Yarın Muratpaşa için; insanları
kuyuya atanı mıydı, deli miydi, iyi Murat mıydı,
kötü Murat mıydı yakıştırması ve
tartışması yapmayalım…
Çamkonak Köyü'nün tamamı 2B
Kocaeli'de orman vasfını yitirmiş 5 bin hektar arazinin 700
hektarı Kandıra sahillerinde bulunuyor. Kefken Köyü
merkezinin yarısı, Çamkonak Köyü'nün
tamamı 2B kapsamına giriyor
Kocaeli ili genelinde
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesinin B fıkrası
gereği orman olma vasfını yitirmiş arazinin miktarı
yaklaşık olarak 5 bin 700 hektar. AKP hükümetinin 2B
kapsamına giren arazilerin satışıyla ilgili yasası
10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto
edilmişti. Sezer ve Anayasa Mahkemesi tarafından veto edilen orman
vasfını yitirmiş arazilerin satışı tekrar
gündeme geliyor. Çevre ve Orman Bakanlığı ile
Maliye Bakanlığı, 2B'lerin satışına
yönelik çalışma başlattı.
Çamkonak Köyü 2B
Kandıra sahillerinde 2B arazisi vasfında olan arazilerin
toplamı yaklaşık 700 hektar civarında. En fazla sorun
olan bölgelerin başında ise Kandıra'nın
Çamkonak Köyü geliyor. Köyün tamamına
yakın bölümü 2B kapsamında. Bunun yanı
sıra turizm için yatırım bekleyen Kefken,
Kumcağız ve Kerpe de 2B arazilerinin kıskacı
altında. Öyle ki Kefken'in merkezinden geçen ana caddenin
doğu kısmında kalan yerleşim yerinin tamamı 2B.
Burada pansiyonlar, lokantalar, konutlar bulunuyor. Kefken'de eski orman kampının
hemen dibinde 5 dönümlük ve üzerinde lüks villaların
bulunduğu arazi bile 2B kapsamında. Kumcağız
plajının hemen yanı başı, denize 25-30 metre mesafede olan
bölge de 2B kapsamında. Kerpe'de ise merkezdeki çam
ormanlarının 2B üzerinde yapıları olanların
endişelerinin başında, yapılacak satışlarda
arsa spekülatörleri tarafından arsalarının
alınması geliyor.
En fazla arazi Antalya'da
Raporda, 2B alanlarına dönük rakamlar ve fiili kullanım
durumu da ortaya konuldu. Buna göre ülkede 2B sorunu, en fazla
Antalya'da yaşanıyor. Antalya'da 2B arazisi, 45 bin 548 hektarlık
bir alana yayılıyor. Antalya'yı 39 bin 287 hektarla Mersin, 34
bin 887 hektarla da Balıkesir izliyor. Ankara'daki 2B arazi miktarı
31 bin 706 hektarı, Adapazarı'nda da 29 bin 643 hektarı
buluyor. 2B'ler İstanbul'da 18 bin 233 hektar,
İzmir'de ise 14 bin 772 hektarlık bir alanı kaplıyor. Turgay ŞAHBENDEROĞLU
Rakamlarla 2B Antalya
:45.548
Mersin :39.287
Balıkesir :34.887
Ankara : 31.706
Adapazarı : 29.643
Muğla :
29.138
İstanbul : 18.233
Bolu
: 16.095
Samsun : 15.290
İzmir
: 14.772
Kırklareli : 14.757
Bursa :
14.534
Kırıkkale : 12.706
Adana : 12.357
Zonguldak : 10.910
Afyonkarahisar: 10.673
Gaziantep : 9.960
Eskişehir : 9.456
Burdur : 8.363
Kocaeli : 5 .700
Diğer
: 89.394
TOPLAM : 473.419
Hükümet, 2-B olarak adlandırılan “orman
vasfını kaybetmiş Hazine arazilerinin”
satışı için yeniden harekete geçiyor. 4 milyar 473
bin metrekarelik bir alanı kapsayan 2-B'lerin satışından 10
milyar YTL'lik bir gelir bekleniyor.
Daha önce Anayasa değişikliği ile gerçekleştirilmeye
çalışılan, ancak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
Sezer'in veto etmesi nedeniyle gündemden düşen 2-B'lerin, bu
defa kanun değişikliği ile satılması planlanıyor.
Çevre ve Orman Bakanlığı ile Maliye
Bakanlığı bürokratlarının bir süredir devam
eden çalışmaları sonucunda, 2-B'lerin
satışına dönük bir Kanun Taslağı
hazırlandı. “2924 Sayılı Orman Köylülerinin
Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanunda Bazı
Değişiklikler Yapılması ile 13 ve 18. Maddelerinin Yeniden
Düzenlenmesine ve Orman Kanunu'nun 2. Maddesinde Değişiklik
Yapımasına Dair Kanun Taslağı” 15 maddeden
oluşuyor.
ÖNCE HAZİNE ADINA
TESCİL YAPILACAK
Söz konusu taslak, ilgili kuruluşlarla yapılacak
değerlendirmelerin ardından son şeklini alacak, daha sonra da
Başbakanlığa sevkedilecek.
Özellikle İstanbul ve Antalya gibi büyük merkezlerde
üzerlerinde semt, mahalle, hatta ilçeler bulunan 2-B'lerin
satışına olanak sağlayacak olan taslakta yeralan temel
hükümler şöyle:
-Orman kadastro komisyonlarınca orman sınırları
dışına çıkarılan yerler, Çevre ve Orman
Bakanlığı'nın talebi üzerine Hazine adına tescil
edilecek. Bu yerler, tescille birlikte, Maliye Bakanlığı emrine
geçecek.
-Orman içi köylülerinin yerleştirilmesi amacıyla
orman sınırları dışına
çıkarılarak Hazine adına tescil edilen yerlerden
Çevre ve Orman Bakanlığı'nca uygun görülenler,
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na tahsis
edilecek.
-Getirilen hükümlere göre satışı yapılamayan
taşınmazlar, genel hükümlere göre
değerlendirilecek.
Hak sahiplerine satıştan sonra arta kalan taşınmazların
ne olacağı konusundaki boşluk da bu şekilde giderilecek.
İŞGAL DURUMUNA GÖRE
BÖLÜNEREK SATILACAKLAR
-Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki
taşınmazlardan, tekrar orman olarak değerlendirilmesi
mümkün olanlar, Maliye Bakanlığı'nca Orman Genel
Müdürlüğü'ne tahsis edilecek.
Bu yerlerden tekrar orman olarak ihya edilmesi mümkün olmayanlar,
fiili işgal durumuna göre bölünerek, Maliye
Bakanlığı'nca rayiç değer üzerinden
satılacak.
Bu taşınmazlardan genel ve özel bütçeli kamu
idarelerinin görecekleri hizmetler için gerekli olanlar,
Defterdarlık ya da mal müdürlüklerinde bulunan ihale
komisyonlarınca belirlenen bedelin, talepte bulunan idarece ödenmesi
halinde, bu kuruluşun tasarrufuna bırakılacak. Tasarrufa
bırakılan taşınmazlar, milli emlak birimlerince tahsisli
mal gibi işleme tabi tutulacak. Satışı mümkün
olmayan taşınmazlar ise, genel hükümlere göre
değerlendirilecek.
-Orman sınırları dışına
çıkarılan yerlerden, belediye ve mücavir alan
sınırları içindekiler hariç, fiili
durumlarına göre bölünerek satılacak yer, yapı ve
tesisleri kullananlardan, satış işlemleri tamamlanana kadar
ecrimisil alınmayacak.
SATIŞ GELİRİ ORMAN
KÖYLÜSÜNE GİDECEK
-Satıştan elde edilen gelirler, orman köylülerinin
kalkınmalarının desteklenmesi için kullanılmak üzere
Çevre ve Orman Bakanlığı Bütçesine özel
ödenek kaydedilecek. Özel gelir ve özel ödenek kaydedilen
miktarların önceki yıllarda kullanılmayan
bölümü, ertesi yıl bütçesine devredilecek.
-2-B'lerin satışında, rayiç bedel tespiti özel
komisyonlarca gerçekleştirilecek.
-Orman kadastrosu yapılmış yerlerde, bir defadan fazla orman
sınırları dışına çıkarma işlemi
yapılamayacak.
-Yeni düzenlemeye ilişkin Yönetmelikler, Kanunun
yayımı tarihinden itibaren 6 ay içinde hazırlanacak.
İŞGALCİLER
TAHLİYE EDİLEMİYOR
Bu arada Taslağın gerekçesinde, orman vasfını
kaybetmiş arazilerden kira veya ecrimisil alınamadığı
gibi hak sahipliği belirlenmediği için işgalcilerin de
tahliye edilemediği vurgulandı.
Sorunun çözümlenmemesinin sadece işgalcilere
yaradığı kaydedilen gerekçede, söz konusu alanlar
için öngörülen değerlendirme yöntemleri
şöyle sıralandı:
“-Orman köylülerinin nakil ve yerleştirilmeleri:
İstanbul'da işgaller sonucu oluşan yerler dikkate
alınmazsa, bu yerler, genellikle yerleşime uygun değil. Aradan
geçen 22 yıla rağmen, bu konuda bir işlem de
yapılmadı.
-Tarım arazisinin deerlendirilmesi: Bu konuda ilk 12 yıl bir
işlem yapılamadı,takip edilen yıllarda da önemli bir
mesafe kaydedilemedi.
-Köy yapılarının değerlendirilmesi: Tarım arazisi
için belirtilen hususlar, bu yerler için de geçerlidir.
-Belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan
yerlerin değerlendirilmesi: Bu yerler için de 22 yıldır
hiçbir işlem yapılmamıştır.”
NE KADAR ALAN KAPLIYORLAR?
Devletin resmi verilerine göre, ülkede orman vasfını
kaybetmiş Hazine arazilerinin toplam büyüklüğü
473 bin hektar olarak ölçülüyor. Bir başka ifadeyle,
bu araziler 4 milyar 730 bin metrekarelik veya 5 milyon 98 bin 467 dönümlük
bir alanı kaplıyor.
2-B'ler, özellikle İstanbul, Antalya, Balıkesir, Mersin,
Muğla, Bolu, İzmir, Bursa gibi illerimizde yer alıyor.
İstanbul'da Sultanbeyli ve Ümraniye gibi ilçelerin neredeyse
tamamı bu tür yerlerin üzerinde kurulu bulunurken, Sarıyer
ve Beykoz'un bir bölümünü de yine orman niteliğini
kaybetmiş Hazine arazileri oluşturuyor.
Ekonomi yönetimi, 2-B'lerin buralarda evi, işyeri olanlara
öncelik verilerek satılması halinde, en az 10 milyar YTL'lik bir
gelir elde edileceğini hesaplıyor.
Bölgemizde herkes Konyaaltı ve Lara'da oturmak istiyordu şimdi
Kepez'de oturmak isteyenleri görüyoruz. 4 bölge
müdürümüz geçenlerde geldi bu mahalleden ev
aldılar. Kepez'e doğru bir akış olmaya başladı.
Bizim zaten bir sözümüz vardı. 5 yılın sonunda
eğer Antalya'da yaşayan vatandaşlarımız iş yeri
açmak için ve oturmak için Kepez'i tercih eder konuma getiremediysek
biz görevimizi yapamamışız demektir. Bunu artık
yavaş yavaş görüyoruz. Bu işin mihenk taşı 2
B sonunun çözülmesi gerekmektedir. Antalya'nın en
önemli gerdanlığı olan Masa Dağı'nın
problemini çözüldüğü anda herkes bu
bölgede oturmak isteyecektir. 2B Sorunu çözümü
için hem kendi parti milletvekillerimiz çözüm
için uğraşmaktadır. Ben aynı zamanda CHP'li
milletvekillerimizi de bu konuda katkı koymaya
çağırıyorum. Burada parti ayrımı
gözetmeksizin iktidar muhalefet bütün milletvekillerimizin 2 B
probleminin çözülmesi için katkıda
bulunmalarını ve problemin çözülmesi
gerektiğini kanaatindeyim. Türkiye'ye en fazla 2 B ilgilendiren
bölgesi Kepez'dir. Türkiye'deki 2 B problemini yüzde 11'i Kepez
bölgesindedir. 2 B çözüldüğünde bu
işten en fazla teşekkür alacak isim ise Sayın Genel
Başkan Deniz Baykal'dır. CHP'li ve AK Partili milletvekilleridir.
Çünkü Antalya'nın problemi
çözülmüş olacaktır. Kepez gerçekten
değişmiştir. Kepez artık kentleşmeye adım
adım ilerlemektedir. 50 yıl sonrası Kepez için
adımlar attık.
Ülkemizde
yaklaşık 7.5 milyon civarında Orman Köylüsü;
Orman içinde ve bitişiğinde bulunan ve sayısı
20293’ü bulan Orman Köyünde yaşamaktadır. Milli
gelirden en az payı alan (yaklaşık yıllık 250-300
dolar civarında) grupta yer alan bu vatandaşlarımız
geçimlerini tarım-hayvancılık ve orman
işçiliğinden temin etmektedir.
Tarım
ve hayvancılık yaparak ormanla iç içe yaşamak
mecburiyetinde olan gelir düzeyi düşük Orman
Köylüsü mecburiyet karşısında Ormandan
açarak tarla, bağ, bahçe, mera yapmış ve Orman
içine yerleşmek durumunda kalmıştır.
Bu
durumu göz önüne alan Anayasalarımız; getirdikleri
düzenlemelerle Orman Köylüsü için özel
hükümler ihdas ederek Orman Köylüsünün
korunmasını emretmektedirler.
2/B SAHALARI İLE
İLGİLİ YASAL SÜREÇ
İlk
düzenleme 1961 Anayasasında yapılmıştır.1961 Anayasasına paralel olarak
Orman Kanununda ilk yasal düzenleme 1973 yılında yapılmış,1744
Sayılı Kanun çıkartılmış, 15.10.1961
tarihinden önce; bilim ve fen bakımından Orman niteliğini
tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli
tarım alanları ve yerleşim yerleri ile, Orman olarak
muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar
görülmeyen yerlerinorman
sınırları dışına
çıkartılması hükmü getirilmiştir. Orman
mevzuatında “2. madde uygulaması”
çalışmalarına 1974 yılında
başlanmıştır.
Bilahare
1982 Anayasasının 169 uncu maddesinde Orman olarak muhafazasında
bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen
aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde
kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31.12.1981 tarihinden
önce bilim ve fen bakımından Orman niteliğini tam olarak
kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi
çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta
kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir,
kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu
yerlerin Orman sınırları dışına
çıkarılabileceğine dair hüküm bulunması
sebebiyle; 6831 Sayılı Orman Kanununun 2 incimaddesinde 2896 Sayılı Yasa
ile değişiklik yapılarak, yukarıdaki şartları
taşıyan yerlerin orman sınırları dışına
çıkarılabileceğine dair hüküm
getirilmiştir. Böylece 2/B uygulamasına
başlanılmıştır.
Orman
köylüsünün korunmasını emreden anayasamızın
170 inci maddesinde “ilim ve fen bakımından orman olarak
muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman
sınırları dışına
çıkartılması; Orman içindeki köyler
halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi
için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın
yararlanmasına tahsisinin kanunla düzenlenmesine” dair
hüküm bulunması nedeniyle 6831 sayılı Kanunun 2 inci
maddesinde 2896 sayılı yasa ile değişiklik yapılarak
yukarıdaki şartları taşıyan yerlerin orman
sınırları dışına
çıkarılabileceğine dair hüküm
getirilmiştir. Böylece 2/A uygulamasına
başlanmıştır.
Anayasamızın 169
ve 170 inci maddelerinde ifade edilen amir hükümlerin kanunla
düzenleneceğinin belirtilmesi üzerine 2924 sayılı
“Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi
Hakkında Kanun” adı altında 20.10.1983 tarihinde
yürürlüğe girmiştir. 1991 yılına kadar ciddi
bir uygulama yapılmamıştır.1991 yılında Orman
Bakanlığıteşkilat yasası ileOrman ve Köy İlişkileri Genel
Müdürlüğü yeniden kurularak, uygulamaya hız
kazandırılmıştır. Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğü ile protokol yapılmış, orman
sınırları dışına çıkarılan bu
yerlerin ÖNCELİKLİ KADASTRO’ları yapılarak,
ifraz ve parselasyonlarının yapılması ve satışa
hazır hale getirilmesine
çalışılmıştır. Bu çalışmalar
devam ederken Anayasa Mahkemesince 30.03.1993 gün 1992/48 E. 1993/14
Sayılı kararla “çıkarılan bu yerlerin Orman
Köylüsünden başkasına satışının
yapılması Anayasaya göre mümkün değildir.”
Gerekçesi ile iptal edilmiştir.
Bu iptal üzerine ortaya çıkan hukuki
boşluğun giderilmesi için Orman Bakanlığınca
30.10.1995 tarihinde 4127 Sayılı Kanun
çıkartılmıştır. Bu yasa ile 2924
Sayılı Kanunda yapılan değişiklikle “Orman
Köylüsü” tanımı getirilerek, uygulamaya hız
kazandırılmış, Yasanın Yönetmeliği de
çıkartılarak, 536 Köyde çalışma
yapılmış, 6.701
Ha. yerin Orman Köylüsüne
satışı ve tapularının verilmesi işlemi
gerçekleştirilmiş, 2003 yılı itibariyle 49 trilyona
yakın gelir elde edilmiştir.
Maliye Bakanlığı bu yerlerin Hazine adına
çıkarılmış olması nedeniyle
satışının da Bakanlıklarınca yapılması
gerekçesi ile 29.06.2001 tarihli 4706 sayılı Kanun
çıkartılarak yürürlüğe konmuştur. Bu
Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra 2/B
sahalarının satışıyla ilgili her türlü
tasarruf yetkisi Maliye Bakanlığına geçmiştir.
Söz
konusu Yasanın;
“
Hazine Adına Orman Sınırları Dışına
Çıkarılan Yerler” başlıklı 3. Maddesinin
birinci fıkrasında, “ 6831 Sayılı Orman Kanununun
değişik 2.Maddesi ( B ) bendi gereğince Hazine adına Orman
sınırları dışına çıkarılan
yerlerde 2924 Sayılı Orman Köylülerinin
Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun
hükümleri uygulanmaz” hükmünün yer alması
sebebiyle; 4706 Sayılı Yasanın 18.07.2001 tarihli ve 24466
sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
girmesinden sonra; bu yönden 2924 Sayılı Yasa uygulanabilirlik
özelliğini kaybetmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun
10.12.1997 tarih 1997/19-665 E., 1997/1018 sayılı kararı da buna
dairdir.
4706 Sayılı Yasa
ile getirilen düzenlemede “6831 Sayılı Kanunun
değişik 2/B maddesi gereğince Hazine adına Orman
Sınırları dışına çıkarılan
yerlerin Maliye Bakanlığı uhdesine geçtiği, bu
yerlerin satış işlemlerinin yapılabilmesi için
yapılacak öncelikli kadastronun Maliye Bakanlığınca
yaptırılacağı, imar uygulama ve mevzuatındaki
kısıtlamalara tabi olmayacağı, bu yerlerin Harçlar
Kanunundaki harca tabi değerinden az olmamak üzere rayiç
bedeli üzerinden köylerde, varsa öncelikle
kullanıcısı Orman köylüsüne, Belediye ve mücavir
alan sınırları içerisinde ise
kullanıcılarına doğrudan satılabileceği gibi
aynı amaçla ilgili Belediyelere ve Arsa Ofisi Genel
Müdürlüğüne devredilebileceğine dair
hükümler yer almakta idi.
Ancak söz konusu bu 3.
madde hakkında; Kanunun 18.Temmuz 2001 tarihinde
yürürlüğe girmesini müteakip, Sayın
Cumhurbaşkanınca Yürürlüğün Durdurulması
ve iptali talebiyle Anayasa Mahkemesinde dava açılması
üzerine; Mahkemece verilen ve 15.09.2001 tarih 24524 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanan 14.09.2001 tarih 2001/382E, 2001/8
sayılı kararla öncelikle
Yürürlüğünün Durdurulmasına karar
verilmiş, yine Mahkemenin 04.10.2002 tarih 24896 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan 23.01.2002 tarih 2001/382 E., 2002/21 sayılı
kararıyla da 3. madde tamamen iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi iptal
gerekçesinde; “Anayasanın 170. Maddesi; Orman
Sınırları dışına çıkartılan
yerlerin; ülke nüfusunun dörtte birine yakın
bölümünü teşkil eden ve Orman içi ve
bitişiğinde yaşayan Orman Köylüsünün
kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi ve Devlet eliyle
anılan yerlerin ihya edilerek ancak bu halkın yararlanmasına
TAHSİS edilmesi gerektiğini Anayasa ile bu işlerin
yapılması hususunun Devlete görev olarak yüklenmiş
olduğunu, ülke nüfusunun dörtte birine yakın
bölümünü teşkil eden, ancak sağlıksız
biçimde ve düşük sosyo-ekonomik yapı içinde
yaşayan Orman içi veya bitişiği köyler halkına,
bilim ve fen bakımından orman olarak işletilmesinde
hiçbir yarar görülmeyen yerlerin Devlet eliyle ihya edilerek
yararlanılmak üzere tahsis edileceği, bu nedenle Orman sınırları
dışına çıkarılan yerlerin yalnızca Orman
köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla
değerlendirilmesinin olanaklı olduğunu Anayasanın bu
emredici kuralı nedeniyle yasa koyucunun, bu alanların
kullanıcılarına veya başkalarına, hatta Orman içi
köyler halkına satılmasını veya bu amaçla
devredilmesini sağlayacak bir düzenleme yapmasının
mümkün olmadığını; bu nedenle Hazine adına
Orman Sınırları dışına çıkarılan
yerlerin satışı ve bu amaçla devrini
düzenleyen Maddenin Anayasaya aykırı bulunduğunu”
belirtmiştir.
Budurumda ; 6831 sayılıOrman Kanununun değişik 2/B
maddesigereğince orman
sınırları dışına çıkartılan bu
yerlerin orman köylerine dahi satışı mümkün
olmayıp; ancakTahsisi ve
orman içi köylerhalkının nakli için kullanılması
mümkün olabilecektir.
6831 sayılı Orman
Kanununun 2. maddesi (B) bendi uyarınca;
“31.12.1981
tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini
tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ bahçe, meyvelik,
zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep
fıstığı, çam fıstığı) gibi
çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak,
yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu
tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy
yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim
alanları orman sınırları dışına
çıkarılır.” İfadesi doğrultusunda;
Orman
Bakanlığınca 31/12/2002 tarihine kadar toplam 473.000 Hektar saha
orman sınırları dışına
çıkarılmıştır.
Orman
sınırları dışına çıkartılan
sahalardan ; 98.136
Hektar alanın dosyası kullanım kadastrosu
yapılması için, Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğüne gönderilmiştir.Tapu ve Kadastro
Genel Müdürlüğünce 01/01/2001 tarihine kadar 43.962 Hektar
alanın kullanım kadastrosu yapılmıştır.
Bu alanlardan 6.701
hektarlıkkısmı
kullanıcısı orman köylüsüne satılarak 2003
yılı fiyatları ile 49 Trilyon TL. gelirelde dilmiştir.
2/B sahalarının
satış işlemleriAnayasa Mahkemesinin önce yürütmeyi durdurma, bilahare de
iptal kararı ile durdurulduğundan 2 yıla aşkın
süredir hiçbir satış işlemi yapılamamaktadır.
Kırsal alandan
göç eden kişiler özellikle bu tür alanlardan; Hazine
arazilerini ve orman sahalarının bir bölümünü
yerleşim yeri ve tarım alanı haline
dönüştürmüşlerdir.
Halen bu yerlerde ikamet
eden nüfusun yaklaşık bir milyon civarında olduğu
tahmin edilmektedir. Bu yerler üzerinde köyler, beldeler ve
ilçeler oluşmuştur.
Bu sahaların yeniden
orman olarak değerlendirilebilmesi mümkün
görülmemektedir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararında
ise bu sahaların yalnızca orman köylüsüne tahsis
edilebileceği belirtilmiştir. Ancak bir kısmı yerleşim
alanı haline dönüşmüş olan bu alanlarda
“orman köylüsü” tanımı içerisinde
sayılabilecek nüfus da bulunmamaktadır.
Bu araziler üzerinde halen mülkiyet ve sosyal
problemler devam etmektedir. Bu kişiler kullandıkları arazilerle
ilgili tasarruf haklarını kullanamamaktadırlar.
Ayrıca Hazine adına
orman sınırları dışına
çıkartılan bu yerlerin, çoğu kez alınıp
satılmış hatta birkaç defa el değiştirmiş
olduğu bilinmektedir.
2/B ile Hazine adına orman
sınırları dışına çıkartılan bu
yerlerin bir kısmı; orman köyü ile ilgisi olmayan
kişilerin elinde bulunmaktadır. Çoğunluğu
İstanbul, İzmir, Antalya ve Muğla gibi arazi rayiç
değerinin yüksek olduğu illerde bulunmaktadır. Bugün
için yaklaşık değeri 20-25 milyar dolar
civarındadır. Bu alanlar mevcut haliyle kaderine terk
edilemeyeceğine göresahip olduğu nitelikler çerçevesinde
değerlendirilecektir.
Bu yerlerin nitelikleri
doğrultusunda değerlendirilmesi durumunda;
-Mülkiyet sorunları çözülecektir.
-Adli ve İdari Yargıdaki dava sayıları önemli
ölçüde azalacaktır.
-Halen bu alanları fiilen kullanmakta olanlar hak sahipliği
konumunu elde edeceklerve
usulsüzolarak kendi
tasarruflarında bulunan yerlerin kanuni sahibi olacaklardır.
Böylece ormana bağımlılıkları azalacaktır.
-Hak sahipliği ile ilgili iş ve işlem süreleri
başlayacak ve bu durum ekonomiye bir canlanma getirecektir.
-En önemlisi de mevcut haliyle kesinlikle orman vasfını
kazanamayacak olan bu yerler orman köylüsünün
sosyo-ekonomik yönden kalkınmasında büyük bir
katkı sağlayacaktır.
-Ülkemizin genel ekonomisine de olumlu yönde katkı
yapacaktır.
-Ayrıca emlak ve diğer vergi gelirleri ile de Hazineye
büyük bir katkı sağlanacaktır.
Bu nedenle Anayasanın
170. maddesinin değişmesine ihtiyaç hasıl olmuştur.
2/B Maddesi Uygulaması
Yapılan Alanların Satışının Yapılabilmesi
Hakkında Değerlendirme
* 2001 Yılı sonu itibariyle 2/B maddesi
uygulaması yapılan
Çeşitli hükümetlerin programında yer alan, ancak
Cumhurbaşkanı vetosu ve Anayasa Mahkemesi tarafından verilen
iptal kararlarıyla bir türlü uygulamaya konulamayan ‘orman
vasfını yitirmiş’ arazilerin satışı tekrar
gündeme geliyor.
Çevre ve Orman Bakanlığı ile
Maliye Bakanlığı, 2-B’lerin satılmasına
yönelik teknik çalışmaları yeniden
başlattı. Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğünün de yer aldığı bu
çalışmalar kapsamında, Çevre ve Orman
Bakanlığında bir de toplantı yapıldı.
Toplantıda, 2-B olarak belirlenmiş
alanların tescilinin bir an önce tamamlanması, Anayasa ya da
yasada yapılacak düzenlemelere paralel olarak da hak sahipliklerinin
verilmesi için gerekli çalışmaların
tamamlanması kararı alındı. Çalışmalar
kapsamında hazırlanan raporda da, 2-B’lerin durumu ayrıntılarıyla
ortaya kondu.
‘ARAZİLER
SAHİPSİZ KALDI’
2-B uygulamasının bağ, bahçe ve tarlalar ile köy
meralarının, otlak, yaylak ve kışlakların yıllar
sonra gerçek vasıflarına uygun kullanılmasını
sağlama amacı güttüğü belirtilen raporda, şu
görüşlere yer verildi:
2-B, Hazine’ye parasal kaynak bulmak
girişimi değildir. Ülke genelinde 2-B uygulamasına konu
alanlar, toplumun her kesimi tarafından kullanılmakta olup, bu
alanların şu an içinde bulunduğu hukuki boşluktan
kurtarılarak, yasal bir zemine oturtulması toplumun ortak
beklentisidir.
2-B alanlarında kamu kurum ve
kuruluşlarına ait bina ve tesisler, otlak, yaylak, kışlak,
mera, mezarlık ve yerleşim yerleri de bulunmaktadır. Devlet,
buralara her türlü alt yapıyı getirmekle, gizli
kabulünü ifade etmiştir. Hazine adına orman
sınırları dışına çıkarılan bu
araziler sahipsiz kalmıştır. Vatandaşlar bundan
yararlanarak, bu arazileri hiçbir bedel ödemeden
kullanmaktadırlar
‘YANAN
YERLERDE 2-B UYGULAMASI YAPILAMAZ’
Orman kadastrosu tamamlandığında, orman sınırları
dışına çıkarma işlemlerinin biteceğine de
işaret edilen raporda, “Toplumun bazı kesimlerinin endişe
ettiği gibi, orman yangınlarını 2-B uygulamaları ile
irtibatlandırmak mümkün değil. Kanun gereği yanan
ormanlarda 2-B uygulaması yapılamaz. Yanan orman sahaları
üzerinde özel mülkiyet, özel tasarruf söz konusu
olamaz” denildi.
ALTERNATİF
TASLAKLAR HAZIR
Raporda, 2-B uygulamasına dönük mevzuat değişiklikleri
ve Anayasa Mahkemesi kararları da tek tek irdelendi. Bir
görüşe göre, bu sahaları değerlendirmek
için herhangi bir Anayasa değişikliğine gerek
olmadığı vurgulanan raporda, gelinen noktada, bütün
kesimlerin problemin zaman içinde daha da
ağırlaşacağına inandığı ve çözümsüzlüğün
acilen ortadan kaldırılmasını istediği ifade edildi.
Raporda, oluşturulan mutabakat çerçevesinde hem
Anayasanın 170’inci maddesinin değiştirilmesine, hem de
Orman Köylülerinin Kalkındırılmaları
Hakkında Kanun’da düzenleme yapılmasına
dönük alternatif taslaklar hazırlandığı
belirtildi.
SORUN
ÇÖZÜLÜRSE NELER OLACAK ?
Raporda, bu yerlerin nitelikleri doğrultusunda değerlendirilmesi
halinde ortaya çıkacak olası kazanımlar da şu
şekilde sıralandı:
Orman-halk ilişkilerini olumsuz
yönde etkileyen birçok mülkiyet sorunu
çözülecek. Adli ve idari yargıdaki dava
sayıları önemli ölçüde azalacak. Halen bu alanları fiilen kullanmakta
olanlar, hak sahipliği konumunu elde edecekler ve usulsüz olarak
kendi tasarruflarında bulunan yerlerin kanuni sahibi olacaklar. Elde edilecek kaynaklar,
ağaçlandırma, orman köylülerinin
kalkınmalarının desteklenmesi, yerinde
kalkındırılmaları mümkün olmayan orman
köylülerinin naklinde kullanılacak.
ÜZERLERİNE
ŞEHİRLER KURULDU
Raporda, 2-B alanlarına dönük rakamlar ve fiili kullanım
durumu da ortaya kondu. Buna göre ülkede 2-B sorunu, en fazla
Antalya’da yaşanıyor. Bu ilde orman vasfını
kaybetmiş araziler 45 bin 548 hektarlık bir alana
yayılıyor. Antalya’yı 39 bin 287 hektar ile Mersin,
34 bin 887 hektar
ile de Balıkesir izliyor.
Ankara’daki 2-B arazi miktarı 31 bin 706 hektarı,
Adapazarı’nda da 29 bin 643 hektarı buluyor. 2-B’ler
İstanbul’da 18 bin 233 hektar, İzmir’de ise 14 bin 772
hektarlık bir alanı kaplıyor.
Orman özelliğini yitirmiş arazilerin 22 bin 233
hektarlık bölümü üzerinde yerleşim yerleri
bulunuyor. Bunların arasında İstanbul’daki bazı
ilçeler de yer alıyor.
Toplam 2-B arazilerinin yüzde 4.7’sini oluşturan
yerleşim yerlerinin 6 bin 624 hektarı üzerinde ilçe, 8
bin 514 hektarı üzerinde belde, 7 bin 35 hektarı üzerinde
de köyler yer alıyor. Böylece 2-B’lerin yüzde
1.5’lik bölümünü köyler, yüzde
1.8’lik bölümünü beldeler, yüzde
1.4’lük bölümünü de ilçeler
oluşturuyor.
kaynak:ntvmsnbc
İş dünyası, kağıt
üzerinde orman olarak gözüken, ancak üstünde
şehirlerin yükseldiği arazilerin satılarak, ekonomiye
kaynak sağlanmasından yana.
·FATMA ÇİFTÇİ /
İSTANBUL
Orman vasfını yitirmiş arazilerin satışını
öngören ve 2B kanunu olarak adlandırılan kanun yeniden
gündeme gelirken, iş dünyası bu konuda hükümete
destek verdi. 2003 yılında Cumhurbaşkanı tarafından
veto edilen kanunun iyi anlatılamadığını
düşünen hükümet, kanunun tedirginlik yaratan
bölümlerinde değişiklik yaparak Meclis'e getirecek.
Hükümet ekonomiye 25 milyar dolarlık bir kaynak yaratmayı
hedeflerken, iş dünyası da bu kaynağın görmezden
gelinemeyeceği görüşünde birleşiyor.
İş
adamları, büyükşehirlerde yıllardır
büyüyen imarsız yapılaşmanın herkes
tarafından bir sorun olarak kabul edildiğini, ancak
çözümün şekli konusunda anlaşmaya varmak
gerektiğine dikkat çekiyor. Kağıt üstünde orman
olarak gözüken arazilerde yıllardır şehirlerin
yükseldiği vurgulanırken, kanunun vatandaşın tapu
sorununu çözerken, ekonomiye de -şu anda uyuyan 25 milyar
dolar gibi- dev bir kaynak aktarılabileceğini kaydediyor.
2B
ekonomi için fırsat
İstanbul
Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük, acil
kaynağa ihtiyaç duyulan ortamda, 2B'nin çok önemli bir
fırsat olduğunu, kanunun tedirginlik yaratan kısımlarının
giderilebileceğini söyledi. Anadolu Grubu İcra Kurulu
Başkanı Tuncay Özilhan da, orman vasfını
yitirmiş, üzerine şehirler kasabalar kurulmuş
yapılaşmanın görmemezlikten gelinemeyeceğini
vurgularken, 2B kanunu için "Bu uygulamayla hem gelir
sağlanır, hem de vatandaşın problemi
çözülür. Ayrıca, Anayasa'ya bir madde ilave edilerek
bundan sonra bir daha af çıkarılamayacağı
taahhüt edilir" dedi. MÜSİAD Başkanı Ömer
Bolat, işgal edilmiş arazilerin orman köylüsüne
öncelik tanıyacak şekilde satışından elde edilecek
büyük kaynağın yanısıra, emlak ve diğer
vergi gelirlerinin de hazineye büyük bir katkı
sağalayabileceğini belirterek "Mülkiyet sorunları da
çözüleceği için adli ve idari yargının
yükü de hafifleyecektir" diye konuştu.
Konuya
sanayi tesisleri ve istihdam yönünden bakan TOBB Başkanı
Rifat Hisarcıklıoğlu ise, fiilen orman olmayan araziler
üzerinde 5 bin sanayi tesisinin kurulu olduğunu, tapu sorunu
çözülmediği için bu tesislerin kredi
alamayıp, istihdamı da artıramadığını
vurguladı.
Türkiye'nin
kaçamayacağı gerçeklerin Cumhurbaşkanına iyi
anlatılması gerektiğini belirten Türkiye
İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz
Satıcı ise, zaten işgal altında olan arazilerden elde
edilen kaynağın ülkeyi borç yükünden
kurtarabileceğini kaydetti. Ankara Ticaret Odası Başkanı
Sinan Aygün de, orman gözüken yerlerde bugün binalar,
iş merkezleri, sanayi siteleri, fabrikalar olduğunu anlattı ve,
"Bunları yıkmak mümkün değil, bari
parasını alalım" diye konuştu. Ankara Sanayi
Odası Başkanı Zafer Çağlayan ise, gasp edilmiş
olan kamu arazilerini kullanan kimse, devletin ondan parasını tahsil
etmesi gerektiğini vurguladı.
Hükümet
cephesinde ise, konunun uzmanlarıyla görüşmeler
sürerken, Orman Bakanı Osman Pepe, üniversiteler, yüksek
yargı başkanları ve sivil toplum örgütleriyle çözümün
şeklini belirleme yönünde çalışıyor. Bu
arada 2B kanunun 21-24 Şubat tarihleri arasında Antalya'da
düzenlenecek olan Çevre ve Ormancılık
Şurası'nda her yönüyle ele alınması bekleniyor.
2-B
Nedir?
6831
sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesinin B bendini düzenlediği
için 2 B olarak adlandırılan kanun kapsamına, orman
vasfını yitirmiş 473 bin hektarlık arazi ve 400 binden
fazla bina giriyor. Başta İstanbu- Sultanbeyli, Çavuşpaşa,
Muğla-Dalaman, Antalya-Kepez, Bursa Sanayi Sitesi olmak üzere 2B
alanı üzerinde, yerleşim yeri barındıran
bölgelerdeki binalarda, yaklaşık 2,5 milyon kişi
yaşıyor. Kanun, orman arazisi olarak görülen bu
bölgelerde, 1981 yılından önce yapılmış
binaların kullanıcılarına satışını
öngörüyor.
MÜSİAD
Başkanı Dr. Ömer Bolat: İşgalciler, ciddî
rantlar elde ediyor
"Yasal
boşluk sebebiyle işgalci durumundaki kişiler, devlete hiç
bir katkı sağlamadan milyarlarca dolarlık orman
vasfını yitirmiş bu arazileri kullanmakta ve ciddi rantlar elde
etmektedirler. En mantıklı çözüm, 2-B
kapsamındaki orman niteliğini yitirmiş arazilerin orman
köylüsüne ve ağaçlandırmaya ayrılacak
payın artırılmasını da içeren bir "orta
yol" bulunarak satılmasıdır. Bu arazilerin orman
köylüsüne öncelik tanıyacak şekilde
satışından 20-25 milyar dolar kazanmanın mümkün
olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca bu arazilerin
satışından elde edilecek emlak ve diğer vergi gelirleri de
hesaba katıldığında hazineye büyük bir katkı
sağlanabileceği gibi, aynı zamanda mülkiyet
sorunlarının da çözülmesi sonucunu
doğuracağından, adli ve idari yargının yükü
de hafifleyecektir. 2-B'lerin satışında haklı bazı
çekinceler olmakla birlikte, işgalin bu şekilde
devamının kamu vicdanını rahatsız ettiği de gözardı
edilmemelidir. Bu kadar büyük bir kaynağın ekonomiye
kazandırılması, Türkiye'ye, deyim yerindeyse
'çağ atlatır'. Ancak, bu yasanın çıkabilmesi
ve beklenen sonucun alınabilmesi için hükümet, konuyla
ilgili her türlü hesabı detaylı bir şekilde
yapmalı ve elde edilebilecek kazanımları açık ve net
olarak ortaya koymalıdır. Böylece kamuoyu ve ekonomik-sosyal
partnerler ikna edilmelidir. Ayrıca, ülkemizin tabiat
yapısını bozacak, çevre sorunları ve tehdidine yol
açacak uygulamalara karşı her türlü yasal tedbiri
almalı, bu yola başvuracaklar için ağır cezalar
getirilmesi gerekmektedir.
ATO
Başkanı Sinan Aygün: Yıkamıyorsan, bari
parasını al
"Orman
vasfını yitirmiş yerlere üç-beş katlı
binalar, sanayi siteleri, fabrikalar, iş merkezleri
yapılmış ama hala bunlar orman olarak gözüküyor.
Bunları yıkmak etik ve ekonomik açıdan da uygun
değil. Bunları yıkamıyorsun,
yıktıramıyorsun, bari parasını al. O konutun
değeri neyse o değerden parasını tahsil et. Buraya hizmet
götürmüşsün, asfaltı, elektriği, suyu her
türlü imkanı var. Biz ormanları alıp,
ağaçları kesin ve villa yapın demiyoruz ki.
Ağaç yok, bina bitmiş, aradan 25 yıl geçmiş.
2B yasasının çıkmasını istemeyenler
bunların üzerinde gayrimenkulleri, fabrikaları olanlardır.
Nasıl olsa buraları aldık, yıllardır bedava
oturuyoruz, diyenlerdir. Çok büyük bir kaynak yatıyor.
Hükümeti bu konuda sonuna kadar destekliyoruz. Çünkü
orada herkesin hakkı var."
ASO
Başkanı Zafer Çağlayan: Devlet, Züğürt
Ağa gibi
"1999
yılında kamu arazilerinin milli ekonomiye
kazandırılması çalışmasını yapıp
kitabını da yazdık. Gördük ki, devlet ülkenin
toplam arazisinin yüzde 54,7'sine sahip, ama arazisinin
birçoğu da gaspedilmiş. Ben de o zaman devletin
adını Züğürt Ağa koydum. Devlet ağa, ama
züğürt dedik. Türkiye'nin süratle bunun için
yapacağı iş, biran önce gaspedilmiş, el konulmuş
olan arazileri, onlardan geri almaktır. Bir buçuk ay önce
Sayın Cumhurbaşkanı'na gittik. Dedik ki: 'Sayın
Cumhurbaşkanım biz bu kitabı
yayınladığımız zaman AK Parti ortada yoktu. Parti
sözcülüğü yapmıyoruz. Mutlak suretle gasp
edilmiş olan kamu arazilerinin milli ekonomiye
kazandırılmasını istiyoruz.' Buradan gelen
kaynağın, devletin borç tasfiyesinde kullanılması
önerisini de getirdim."
Anadolu
Grubu İcra Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan: Ormanın
yerinde şehirler yükseliyor
Ben
orman vasfını yitirmiş, üzerine şehirler kasabalar
kurulmuş yapılaşmanın görmemezlikten gelinmemesi
gerektiğine inanıyorum ve sorunun çözümlenmesi
taraftarıyım. Dolayısıyla araziler satılmalı,
ruhsatlar verilmelidir. Böylelikle, hem devlete bir gelir
sağlanır, hem de vatandaşın problemi
çözülür. Ayrıca, Anayasa'ya bir madde ilave edilerek
bundan sonra bir daha af çıkarılamayacağı
taahhüt edilir.
TOBB
Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: Tapusu olmayan 5 bin
sanayi tesisi kredi alamıyor
TOBB
olarak bu yasanın gündeme gelmesini istiyoruz. Bugün 2-B'ye
dahil olan araziler üzerinde yaklaşık 5 bin sanayi tesisi
bulunuyor. Baktığımız zaman arazinin değeri 100
liraysa üzerindeki tesisin değeri 100 bin lira. Çok
büyük değerlerle sanayi tesisleri kurulmuş. Bu
kuruluşun bankaya bir ipotek vermesi sözkonusu olduğu zaman,
arsanın sahibi kendisi olmadığı için ipotek
veremiyor, kredi alamıyor. Kredi mekanizmalarının
hiçbirinden faydalanamıyor. Türkiye istihdam derken,
üretim derken, bunların nasıl önünü açacağız?
Ayrıca, birileri devletin arazisini kullanıyorsa, bedelini
ödemesi lazım. Devlete gelecek bu kaynak, devletin borçlanma
gereğini azaltacak. Herkes sorun olduğunda hemfikir olduğuna
göre, karşı çıkanların da ikna edilmesi
gerekir. Zaten böyle bir orman arazisi yok. Üstelik, devlet tüm
kurumlarıyla, belediyesiyle, mahkemesiyle, elektrik, su hizmetiyle
birlikte orada hizmet eder hale gelmiş. Bu konunun iyi
anlatılması gerek.
TİM
Başkanı Oğuz Satıcı: İç borcun
kapatılması için gerekli
Türkiye
için kaynak yaratacak bir proje olduğuna inanıyoruz. Bu
yaratılacak kaynağın Türkiye'nin
borçlarının kapatılmasında
kullanılacağı gerekçesiyle de özellikle
destekliyoruz. Türkiye kendi içindeki borç
yükünden kurtulması gerekiyor, yoksa borcu
taşıdıkça daha çok sıkıntı
çekeceğiz. Cumhurbaşkanı mutlaka ortaya koyduğu
gerekçelerde haklıdır. Ancak ortada da kaçamayacağımız
gerçekler var. Bu noktada da bu gerçeklerin Sayın
Cumhurbaşkanımıza daha iyi anlatılması da gerekiyor.
Zaten bu araziler işgal edilmiş. Bunları ıslah etmek,
buradan da büyük bir kaynak elde etmek mümkünse ve bu
kaynağı da Türkiye'nin iç borcunun ortadan
kaldırılması için kullanılacaksa, buna
hiçkimsenin hayır dememesi gerekiyor.
İSO
Başkanı Tanıl Küçük: İşgal
bölgeleri, kaynağa çevrilecek
Biz ilk günden beri bu yasaya olumlu
bakıyoruz. Çünkü ülkenin kaynak ihtiyacı
ortada. 2 B bu anlamda çok önemli bir fırsat. Mutlaka bunu
değerlendirmek lazım. Birtakım sakıncalar var diye de
tedirginlik duymamak lazım. Esas olan tedbirleri almak ve istismarı
önlemek. 2005 yılında mutlaka yapmamız gereken yapısal
reformlar var. Hala Türkiye'de üreticinin önündeki
engellerden bahsediyoruz. Rekabet ettiğimiz ülkelerle eşit
şartlarla mücadele etmediğimizi söylüyoruz. Vergi
oranları, prim oranları yüksek, enerji pahalı diyoruz.
İşte kaynak önümüzde duruyor. Kaynağı olumlu
kullanabilmek çok önemli. Birtakım istismarları da,
beraberce ortak akılla tesbit edip kararlılıkla uygulamak
gerekiyor. Bugün işgal edilmiş bölgeleri, bir bedele
çevireceksiniz, sonra da istismarı önleyeceksiniz.
Bayındırlık
ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, Antalya'da da binlerce
kişiyi yakından ilgilendiren 2B sorununun
çözümü konusunda sona
yaklaştıklarını açıkladı. 2B sorununun
çözümüyle hazineye 25 milyon dolarlık katkı
beklediklerini söyleyen Bakan Özak, bunun da ötesinde sorunun
çözümünün sosyal bir yarayı ortadan
kaldıracağını açıkladı. Bakan Özak,
2B'nin çözümüne bir imar affı ya da orman
talanı olarak bakılmaması gerektiğinin de
altını çizerek konunun yasalar çerçevesinde en
kısa sürede çözüleceğini vurguladı...
2007 yılı rakamlarına göre, 45 bin 548 hektar 2-B arazi
bulunduğu Antalya ve Türkiye'deki diğer iller Ankara'da
Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla masaya
yatırılan 2b arazileriyle ilgili gelişmeleri yakından
izliyor. Çevre ve Orman Bakanlığı, Maliye Bakanlığı
ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı konunun
en önemli tarafları. Sorunun çözümü
için ciddi çalışmalar
yapıldığını söyleyen Bayındırlık
ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak Antalya'da 2B ile ilgili
önemli açıklamalar yaptı. Bakan Özak, Ankara'da
yürütülen çalışmalardan söz etti.
Bayındırlık Bakanı konunun
çözümünün hazineye maddi katkıları
olacağını söylerken, sosyal bir yaranın da
kapatılmış olacağını belirttib
Bakan Özak, konuya imar affı ya da orman talanı olarak
bakılmaması gerektiğini vurguladı.
Özak, konunun en kısa zamanda çözüme
kavuşturulacağının da altını çizdi.
Kameraman: NURETTİN ÖZKAN
Muhabir: SİBEL ÖZKAN
İhanet...
YİNE "2-B"leri tuttu.
Zaman zaman böyle oluyor.
Biz unuttular sanıyoruz, ama krize girdiklerinde "2-B"yi
bulup getiriyorlar.
"2-B", yani 2’nci maddenin B fıkrası.
Ama daha çok ormanları satıp paraya çevirmenin,
çalınmış ormanları da
yasalaştırmanın kod adı:
"2-B."
İşte yine "2-B"yi önlerine aldılar.
2 Lüksemburg, 6 Singapur, 15 Malta
büyüklüğünde ormanlık alan "orman"
olmaktan çıkartılıp satılacak.
Ormanları açanlara, tarlaya çevirenlere, üzerine
villa yapanlara, ağaçları kesip kooperatif kuranlara,
kurtarılmış mahallelere af getiriliyor.
Daha önceki tasarıda 1981 tarihinden önceki orman
yağmaları affedilirken, tarihi de 2007 olarak öne
çekiyorlar, ki bu son zamanlardaki yağmacılar da kurtulsun.
*
"2-B" birçok işe yarıyor:
Bir defa; yağmacılardan biraz para alıyorlar. Ki bu
biraz bile 25 milyar dolar tutuyor, yağmanın boyutuna
bakın.
İkincisi; kendi kendilerini de kurtarmış oluyorlar,
çünkü irili ufaklı çoğu orman
yağmacısı.
Üç:
Orman verip oy almak, siyasi ahlaksızlık geleneğidir.
İşte; yerel seçim var.
İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa gibi büyük
kentleri kuşatmış yağmacıların oyları, bir
siyasi partiye seçimi kazandıracak kadar çok.
*
Böyle bir rezilliktir bu.
Bizim mokasen ayakkabılı salon çevrecileri,
birkaçı dışında vakıflar, dernekler, elbette
orada oturarak sağladıkları avantalardan olmamak için
sessiz kalacaklardır.
Asla tepki göstermeyecekler.
Asla TBMM’nin önüne gidip "yapmayın"
demeyecekler...
Asla meydanlara çıkmayacaklar.
Birer utanmaz suç ortağı olarak "çevreci"
rollerini oynayıp, bu tarihimizin en büyük doğa
yağmasını seyredecekler.
Bizler dizimize vuracağız.
Cılız, sessiz, etkisiz...
Bir cennet yurda ihanetin, yabandaki boyutuna baka baka...
Tarih :
27 Jan 2008
AR& GE BÜLTEN
ARAŞTIRMA VE MESLEKLER
GEL ŞT RME MÜDÜRLÜĞÜ
KASIM
15
Orman
içi köylülerinin yerleştirilmesi amacıyla orman
sınırları dışına
çıkarılacak
Hazine adına tescil edilen yerlerden Çevre ve Orman
Bakanlığı’nca
uygun görülenlerin Bayındırlık ve skan
Bakanlığı’na tahsis
edileceği,
Belediye
ve mücavir alan sınırları içindeki
taşınmazlardan, tekrar orman olarak
değerlendirilmesi
mümkün olanların Maliye Bakanlığı’nca Orman
Genel
Müdürlüğü’ne
tahsis edileceği,
Satıştan
elde
edilen
gelirlerin,
orman
köylülerinin
kalkınmalarının
desteklenmesi
için kullanılmak üzere Çevre ve Orman
Bakanlığı bütçesine
özel
ödenek kaydedileceği,
2-B’lerin
satışında, rayiç bedel tespitinin özel komisyonlarca
gerçekleştirileceği
yer
alan temel hükümlerdir.
Anayasa’nın
169. maddesinin dördüncü ve son fıkrasında, orman
sınırlarının
daraltılabileceğinin
kabul edildiği, bu hükmün 6831 sayılı Orman
Yasası’nın 2.
maddesine
de aynen yansıtıldığı, 2-B deyiminin de
kaynağını buradan aldığı,
Anayasanın
170.
maddesinde,
orman
sınırları
dışına
çıkarılan
yerlerin,“…orman
içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu
yerlere yerleştirilmesi için devlet eliyle
ihya edilerek bu halkın
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 22 Temmuz günü yapılacak
genel seçimlerde 3. sıradan milletvekili adayı olan Osman
Kaptan, Kemer’de bir dizi ziyaretlerde bulundu. Kaptan 8 saatlik Kemer
maratonunda ilk olarak Çamyuva CHP belde teşkilatında
partililer ile bir araya geldi. Daha sonra Çamyuva Pazar esnafı,
Kuzdere halkı ve Beldibi belde teşkilatı ile son olarak belde
esnafını gezerek seçimlerde CHP adına
vatandaşlardan oy sözü aldı.
CHP’nin Antalya Milletvekili olan ve yapılacak olan genel
seçimlerde 3. sıradan milletvekili adayı olan Osman Kaptan,
Çamyuva CHP belde teşkilatı, Pazar esnafı, Kuzdere
halkı ve Beldibi belde teşkilatı ile son olarak belde
esnafına ziyaretlerde bulundu. Kuzdere’de bulunan
Avcılık Kulübü üyeleri ile buluşurken
çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Vatandaşlarla CHP’nin 2-B (Orman Arazileri) ile ilgili
çalışmaları ve vaatleri hakkında bilgi verirken,
muhtarların sorumluluklarının artacağını ve
sağlık alanında da bir çok yeni atılım
yapacaklarını söyledi.
CHP Milletvekili Osman Kaptan’a ziyaretler esnasında Kemer Belediye
Başkanı Hasan Şeker,
Antalya İl Genel Meclisi Üyesi Haşmet
Ödağcıoğlu, CHP Kemer İlçe Başkanı
Salim Uysal, DSP Kemer ilçe başkanı Ferhan Fidan, Kemer
Belediyesi eski başkanı Mustafa Gül, Çamyuva Belediyesi
eski başkanı Ahmet Can, Beldibi CHP Belde Başkanı
Bülent Dolunay, Tekirova Belediye Meclis üyesi Recep Yılmaz ve
CHP ilçe ile belde teşkilatı yöneticileri eşlik
etti.
CHP Antalya 3. sıra Milletvekili adayı Osman Kaptan
Kuzdere’de yaptığı konuşmada şunları
söyledi; “İnsanlar Antalya’da bize en çok terör
konusunda soru soruyor. Daha sonra hükümet hakkında son olarak
ta iktidara geldiğimizde 2-B konusunda neler yapacağımız
soruluyor.
EVE DÖNÜŞ YASASI TERÖRÜ PATLATTI
Biz parlamentoya girdiğimizde terör böyle değildi. 2003
yılında eve dönüş yasası diye bir şey
çıkardılar. Bu militan eve dönemez dedik. Sonra bunu
allayıp pullayıp topluma kazandırma yasası dediler. Bu
yasadan sonra 1300 PKK’lı hapisten salındı. Bunlar
nereye gitti? Dağa gitti ve terörist oldu. 1 milyar dolar
karşılığı Ali Babacan Dubai’de bir
anlaşma imzaladı. Bunun konusu Irak’a karşı
sınır ötesi anlaşma yapmayın idi. Bu sınır
ötesi hareket önemliydi. K. Irak sınırımızda
Tahtalı Dağı’ndan daha yüksek 32 adet dağ var.
Burada operasyon düzenlenmemesi için bu 1 milyar dolarlık
anlaşma yapıldı.
YUNANİSTAN’IN HARİTASINA TEPKİ
Bildiğinizi gibi Yunanistan kaynaklı bazı haritalar
çıktı. Türkiye’nin
bölündüğü ve güneydoğu ile doğu
bölgemizin PKK’nın siyasi hedefleri doğrultusunda
çizildiği ortaya çıktı. Terörle
mücadele yasası diye bir yasa çıkmış. 6.
maddede “Terör örgütünün kurucusu veya
yönetici konumundaki kişi etkinlik pişmanlık
hükümlerinden bir kere yararlanabilir” diyor. Bu
örgütü kim kurdu? Abdullah Öcalan. Bu büyük bir
yanlışlık dır.
BAYKAL’IN KEMER’E EMEĞİ ÇOK
Antalya’da neler oluyor? Kale içinde 101 tane ev istimlak
edildi. Oraya Kültür ve turizm parkı kuruldu. 1.5 milyon
YTL’ye belediyeden alınan para ile otel yapıldı. O zaman
Antalya’nın 70 bin nüfusu vardı. Çamdağ
tüneli var Antalya-Kemer yolu üzerinde. Üzerinde 1974
yazıyor. Yani Deniz Baykal’ın Maliye Bakanı olduğu
dönem. Kim diyorsa çeşme bile yaptırmamış
diye, yanılıyor. Tayip Erdoğan buraya geldiği zaman
herkesin yüreği hopluyor. Ne zaman bir ihale olsa Tayip Bey geliyor
ve tuhaf şeyler oluyor.
Biz iktidar olduğumuzda artık ülkenin dünyaya
açılan penceresinde olan sizler için çok
şeyler yapılacak. İlk işimiz
dokunulmazlığı kaldırmak olacak. Anayasa’dan bu
maddeyi kaldıracağız. Kodeste olması gereken
birçok insan milletvekili oluyor.
2-B KONUSUNDA AKP HAKSIZ
Diğer bir yapacağımız konu ise 2-B. AKP’de bu
konuda sözler verdi ama sonra ne oldu? Turizmde KDV’yi
kaldıracağım dedi. Sonra ne oldu? Biz söz verdik bu sefer
2-B konusunda. AKP’de söz vermişti ama sonuç değişmedi.
2-B’yi madem paralı vereceksiniz, ucuz verin ve kendisine verin.
Ne dediler biliyor musunuz? Önce teklif ederiz, parası varsa
alır yoksa alamaz. Bizim öncelikli yapacağımız
işlerden bir tanesi budur. Şurada kısa bir süre
kaldı biraz daha dişinizi sıkın bu işi
halledeceğiz. Deniz Baykal sürpriz falan yapmaz
diğerleri gibi.
Önemli bir başka sorunda sağlık konusu.
İnsanlarımız rezil oluyorlar. AKP’li müteahhit
yeşil kartlı çıktı diye bir haber okudum dün.
Apartmanı olan Mercedes’i olan kişilerin yeşil
kartları olduğunu okuduk. Nüfus Cüzdanı ile herkes
tedavisini yaptırabilecek. Sonra bunların parası sigortadan
alınacak. Sigortası olmayan ne olacak? Devlet ödeyecek.
Tıpkı Güney Amerika’da olduğu gibi. SSK ve
Bağ-kur’un birleşmesini istedik. Bu prim ödeme
günün sayısını 7000 rakamına tekrar
indireceğiz. 9000 çok fazla ve saçma bir şeydir.
MUHTARLIKLARI DÜZENLEYECEĞİZ
Muhtarlık olaylarını yeniden düzenleyeceğiz. Muhtar
hem devletin hem de halkın temsilcisi olacak. Muhtarın yetkisi de
sorumluluğu da tartışılabilir. Muhtarın verdiği
belge geçerli olacak. Ama verdiği belge sahte olursa kodese
gidecek. Sorumluluğu da artacak. Her olay için muhtar
aranmayacak. Muhtarların ücretleri asgari ücret seviyesine
çıkarılacak. Bunu biz daha önceden de istedik ama kabul
edilmemişti. Muhtarın sigorta primini de devlet okuyacak.